sevinirsin Zeynep

İzah getiremediğim bir şaşkınlık içindeyim Zeynep. Bunun şiirle de alakası olabilir? Hayret ediyorum biri bana abi dediğinde. Büyüyeceğim hiç aklıma gelmezdi. Bunu kendimden beklemezdim, beklemiyorum da.
Dur sana derdimi anlatmaya çalışayım:
Çocukluk resmi ideolojim benim. Resmi tarihim. Tek vatanım tek milletim tek bayrağım. İşte böyle bir üniter devletim!
Himen’i bilir misin Zeynep? Sünger Bop gibi bir kahramandı/r, şimdi nerde, ne yapıyor, haberim yok. Bu adamın bir kılıcı vardı, sırtında asılı, haayt der çıkartırdı bir vukuat olunca, ‘gölgelerin gücü adına’ kavgaya girişir önüne geleni alt ederdi. Dayak yediğine şahit olmadım! Asla taviz vermediğini hatırlıyorum. Bizim durumumuz da Himen’inkine benzemeli. Bu Biz, yığınlar, kalabalıklar değil, Özsöz’deki, Fatiha’daki Biz. Himen gibi kılıcımızı çekmeliyiz zulme karşı, ancak gölgelerin gücü adına değil Âlemlerin Rabbi adına!
Bu kılıç misalini sen anlayasın diye de vermiyorum kardeşim, soyadın örs olsaydı da sana kılıç’tan örnek getirecektim. Her neyse.. Sırtımda, taşıyabileceğim ağırlıktaki bu kılıcı ben ünlem işareti olarak hayal ediyorum. Sadak gibi bir çantam da var ya arkamda, mütemmim cüzüm! Hah, işte onun içinde! Ancak noktaları cebimde taşıyorum! Noktasız bir ünlem olmaz! O olsa olsa ‘I’ olur.
Ben yaşama serüveni içinde, dağ bayır, kır çayır, dere tepe, köy kasaba kent şehir dolaşırken, olanlara ve olmayanlara hayret ediyorum ve vıyyt diye sağ elimi arkaya atıp ünlem çubuğumu, sol elimi de cebime atıp bir nokta çıkartıyor; Yuh! diyorum, yazıklar olsun sana! Nasıl böyle bir şeyi kabul edersin! Kahrolsun Firavun ve köpekleri! Vicdanınız nerde! Söz mü! Veya: şuna bakar mısın! Mucize bu! Vay be! her dersine geldim sevgilim/ yok yazıldımsa salih amelim! (ya bak! Şu sonuncusu şu anki sahici şaşırmamdır Zeynep, öncekiler örnekti. Bunu şiir olarak yazıyorum bir kenara. Bir kenara böyle şeyler yazıyorum. Neden? Birincisi, haksızlığa gelemiyorum. İkincisi: insan an be an ölüme doğru geliyor! Hesap vereceğiz! Üçüncüsü: sıkılıyorum. Bana büyükler çok anlamsız, kasıntı işler yapıyorlar gibi geliyor. Bunu rutine çevirmeleri yok mu, artık katlanılmaz bir hal alıyorlar. Sen hiç bir çocuğun parfüm sıkıp da sokağa çıktığını gördün mü! Terin vücudun gözyaşları olduğuna inandığını söylemeyeceğim, bunu düşünmez ama doğal olanı yapar çocuk! Ya büyükler, ‘doğal olarak’ lafı bile ağızlarında doğal durmuyor. Kentte rastlarsın, rüzgar eser, bir bayan durur ve eteklerine sarılır, zira uçuşmaktadır. Bu bayan salaktır! Bu bayan doğal olamayacak kadar anormal bir tiptir. Nefret ediyorum onlardan. Edebi bir tavır olarak.. Barbi bebek harbi bebek miydi, kepazenin tekiydi, lanet olsun onu yaratanlara! Tansiyonunu yükselttim mektubun, farkındayım ama direksiyon hakimiyetimi kaybetmedim. Sen de yükselt coşkuyu, öfkeyi, asla kaybetme! Ne diyordum? Bu bayan doğanın en doğal mırıldanışında, bir rüzğarda bozulan insan. Bir rüzğarda bozulacak insanlarla aranı boz ve bir daha da düzeltme!
Şiire hiç şirin görünmüyor öyle şeyler! Şiir doğadır, doğaldır. Bunu seviyorum: aşkını, göz yaşlarını, akan kanını, ifade vermesini, havaya suya toprağa rengini vermesini ve onardan almasını.. Başını yastığa koyduğunda s harfinin sindiğini hayal et, bu başka bir boyut katar, sevinirsin Zeynep!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s