“İnanmadığım değerler için savaşmam”

Dini inancı gereği askere gitmeyi reddeden Mehmet Ali Başaran, “Benim ulusal sınırlarım yok, haramlarım ve helallerim var” diyor. Vicdani ret deklarasyonunda, “insanların sabah akşam küfür ettiği veya yediği, hakaret ettiği veya yediği, aşağılandığı, haksızlıklara uğradığı bir yerin peygamber ocağı olamayacağını” belirten Başaran, ETHA’nın sorularını yanıtladı.

İSTANBUL– Avukat Mehmet Ali Başaran, dini inancı gereği askere gitmeyi reddediyor. 28 Şubat’da vicdani reddini açıklayan 30 yaşındaki Başaran, ETHA’nın sorularını yanıtladı.

Irkçılığın özellikle kışkırtıldığı Trabzon’da doğup büyüyen Başaran, “Türk olmak Ermeni veya Kürk olmaktan daha değerli değil” diyor. Ordu için “Peygamber ocağı” tanımlamasına karşı çıkan Başaran, Müslümanların Türkiye’deki ezilen halklara yönelik zulme sessiz kalışını da değerlendiriyor.

İşte Mehmet Ali Başaran ile yaptığımız söyleşi:

Vicdani ret deklarasyonunuzdan, vicdani reddinizi dini inançlarınıza dayandırdığınız anlaşılıyor. Doğru mu anlamışım?

Doğrudur. İslam, Müslüman için bir ideoloji değil dünya görüşüdür. Dünyayı inandığımız değerlere göre görür ve değerlendiririz. İslam insanın hayatının hiçbir alanını düzenleme dışı bırakmamış. Siyaseti, ticareti, ibadeti, evliliği, mirası vs her alanı düzenlemiş, sınırları çizmiş, hukuku belirlemiştir.

“…İnanmadığım değerler için savaşmaya, ölmeye ve öldürmeye zorlamasına razı değilim” diyorsunuz. İnanmadığınız değerler nedir?

Laik, modern, üniter bir ulus devletin değerleriyle, dost ve düşman algısı ile benim dinimin değerleri, dost ve düşman algısı doğaldır ki örtüşmüyor. Bu yüzden inanmadığım değerler için savaşmam diyorum. Ben bir insanım ve Müslümanım. Modern bir devlet gibi düşünmem ve hareket etmem beklenemez. Benim ulusal sınırlarım yok, haramlarım ve helallerim var. Devletin âli menfaatleri ile benim bir Müslüman olarak menfaatlerim uyuşmuyor. Devlet Allah’a inanmıyor ki. Ama ben Allah’a iman etmişim. Ben Allah’tan korkuyorum. Devlet ölse hesap vermeyecek ama ben Ahiret Günü’ne inanıyorum, Allah’ın huzuruna çıkıp hesap vereceğim. Bu devleti ben kurmadım, ben yönetmiyorum. Devletin durduğu yerde duruyor değilim ki baktığı yerden bakayım, gördüğü gibi göreyim. Hani devlet insanın huzur ve mutluluğu için bir araçtı sadece!

Trabzon başta olmak üzere Karadeniz illeri, ırkçılığın yoğun olduğu yerler olarak biliniyor. Siz ise milliyetçilik, ulusalcılık ve ırkçılığı reddediyorsunuz…

Belli bir ulusa mensup olmanın üstünlük nedeni olamayacağını söylüyor İslam, ben de onu söylüyorum doğal olarak. Nasıl ki İngiliz olmak Türk olmaktan daha değerli değilse kendisel olarak; Türk olmak da Ermeni veya Kürk olmaktan daha değerli değil. Tercih edemediğimiz, doğuştan gelen, Allah’ın ayetleri olan ırkların ve dillerin hepsi eşit, hepsi değerli. Peygamberimiz (sav) Veda Hutbesi’nde bunu söylüyor: “Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız birdir. İslam’da insanlar eşittir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız, Adem de topraktan yaratıldı. Allah katında en değerliniz, en çok Allah’a sığınanınız, emirlerine yapışanınız, günahlardan arınanınız, azabından korunanınızdır. Bir Arab’ın, Arap olmayana, bir başkasının Arab’a, bir siyahın bir kızılderiliye, bir kızılderilinin bir siyaha, takvanın dışında bir üstünlük sebebi yoktur.”

Hal böyleyken, ne yazık ki milliyetçilik üzerinden özel bir çalışma -toplum mühendisliği- yürütülmüş, edebiyatla, hamasetle, güzellemelerle Türk İslam sentezi kültürleştirilmiş, topluma yedirilmiştir.

Karadenizlinin gözünde milliyetçilik kötü bir şey değil. Sapla samanı öyle bir karıştırmışlar ki ayırmak çok kolay değil ne yazık ki. Okulunda, evinde, camisinde, televizyonunda, gazetesinde, mahallesinde, ulusal ve yerel kanalında onu görüyor, onunla övünerek büyüyor çocuklar. Gerekli sorular sorulmuyor, başka türlü düşünme seçeneği sunulmuyor. Hak vermemekle birlikte anlamak lazım. Elbette anlamakla da kalmamalı. Adalet ve özgürlük için herkes bir taşı olsun yoldan kaldırmalı.

“Aklımı, kalbimi ve ufkumu bir ulus devletin sınırları ile sınırlandırmıyorum. Böyle bir sığlığa mahkûm olmanın, bana engin bir Adalet bilinci bağışlayan İslam’a haksızlık olacağının farkındayım” diyorsunuz. Ancak bugün ordu “Peygamber ocağı” olarak geçiyor. Bunun için ne diyeceksiniz?

Vaktiyle bir afiş hazırlamıştık, tek sorudan oluşan: “Aşağıdakilerden hangisi peygamber ocağıdır? a) Ordu b) TBMM c) Sular İdaresi d) Sanayi Bakanlığı e) Kur’an-ı Kerim”

Sorunun cevabı e’dir. Bu konuda şüphe mi var! Bakmayın siz Müslümanların bunu sesli dillendirmediklerine, çoğu insan farkında. Türk ordusu hak ve adalet için, Allah rızasını için, ümmet için, Kur’an ve sünnete uygun olarak kuruldu ve varsa, evet, ordu peygamber ocağıdır. Buyursunlar cihada!

Vicdani ret açıklamanız PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmelerin başladığı, yani Kürt sorununun çözümü ve savaşın bitirilmesine dönük adımların atıldığı bir döneme denk geliyor. Bu bilinçli bir tercih mi?

Bu sürecin yarattığı olumlu havanın etkisi var. Artık linç kültürünün yerini konuşma, birbirini dinleme, anlamaya çalışma, empati yapma gibi çok gerekli bir medeniyet kültürü alıyor yavaş yavaş, inşallah. Bu çok umut verici. Beyanıma gelince; ne yeni bir tarz ne de yeni bir itiraz! Türkiye’de vicdani ret hareketi 90’da başlamış. İş buralara Tayfun Gönül, Osman Murat Ülke, Mehmet Bal, Halil Savda gibi pek çok insanın gayreti ile güçlüklerle gelmiş. Zor zamanlar büyük oranda geride kalmış. İtirazına insan olmasının yanı sıra Müslüman olmasını da gerekçe göstermiş Enver Aydemir’in sarsıcı etkisi, Muhammed Serdar Delice’nin son derece yalın sesi bir kenara not edilmeli. İnan Suver ve ailesiyle de dayanışma içindeydik. Geçen yıl vicdani ret konusunu ele alan 3. Müslüman Öğrenciler Buluşması Ortaklaşma Metni müşterek bir itiraz olarak ayrıca önemlidir bence. Kadın vicdani retçilerin katkısını da unutmamak gerek.

Sizce Kürt sorunu nasıl çözülür?

Adaletle ve eşitlikle çözülür. İnsanların en temel/fıtri haklarını hiç lafı uzatmadan, eğip bükmeden, bahşederek değil helallik dileyerek iade ettiğinizde, çözülür.

Kendine layık gördüğünü başkasına da layık görmekle çözülür. İnşallah daha fazla gecikmeden tarafların içine sinecek, Allah’ı da kulları da razı edecek, adil bir çözüme kavuşulur.

“Müslüman, iyinin ve doğrunun tarafını tutmak, kötülüğe ve yanlışa karşı tavır almak zorundadır” diyorsunuz. Bu topraklarda farklı ulusal kimlik ve inançtan olan insanlara yönelik türlü zulümler yapıldı. Bunların başında Kürtler geliyor. Müslümanlar, Filistin’de, Bosna’da, Çeçenistan’da, Myanmar’da ya da başkaca ülkelerde Müslümanlara yönelik zulme tepki gösteriyor. Peki kendilerini Müslüman olarak tanımlayan Kürtlere yönelik zulme neden sessiz kalıyor?

Evet, büyük bir çelişki. Böyle bir çelişkiyi doğuran arka plana bakmak lazım.

Durum böyle olmakla birlikte Mazlum-Der gibi, Özgür-Der gibi kuruluşlar bu anlamda gerekli tanıklığı ve tavrı da sergilemiştir. Mesela Mustafa İslamoğlu kapalı bir forumda sunduğu Kürt Sorununda İslami Çözüm tebliğinden ötürü tutuklanmış, hapis yatmıştır. Yani küçük de olsa bir kesim sadece “dışarıdaki” zulme değil “içerideki” zulme de karşı durmaya gayret etmiştir. Ama elbette çok dar ve yetersiz kalmıştır.

Kendi zalim yöneticilerine karşı hakkı haykırmak ve örgütlemek zordu elbette. Elinin ulaşamadığı yerdeki zulme karşı mücadele hem kolay, hem iç rahatlatıcı hem de ümmetçi bir tavırdı!

Türkiyeli Müslümanların prangalarını görmek lazım. Müslüman alimler, kanaat önderleri cumhuriyetin kuruluşundan itibaren öldürülmüş, hapse atılmış, ciddi biçimde baskılanmış. Din anlayışı devletin elinde çarpıtılmış. İki büyük tehditten biri sayılmış irtica. Kelimenin altını kaldırınca, İslami kültür, İslami değerler çıkıyor. Terörün altını kaldırınca büyük oranda Kürt halkının haklarının çıkması gibi!

Öte yandan Müslümanların İslam’ın temel kaynağı olan Kur’an ile ilişkileri çok cılız ve sağlıksız. Türk İslam sentezi vb gerekçeleri de ekleyince böyle bir manzara çıkıyor ortaya ne yazık ki.

http://www.etha.com.tr/Haber/2013/03/07/guncel/mehmet-ali-basaran-inanmadigim-degerler-icin-savas/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s