Trabzon Basını’na Eleştiriler -2-

Bu başlıkta açtığım parantezi ikinci yazı ile kapatıyorum.

Geçen ay BDP’li vekiller Barış’ı konuşmak için Karadeniz Turu’na çıkmış, ne var ki daha yolun başında geri dönmek zorunda bırakılmışlardı.

Bu olay vesilesi ile Trabzon Basını’nı değerlendiriyorduk.

Geçen hafta Diyarbakır’daki Newroz kutlamasında Kürt Hareketi liderinin yaptığı çağrı ve başlatılan yeni süreç tarihi bir anlam ifade ediyor hiç şüphesiz.

Şehrin en çok satan 3 gazetesini taradım. Gazetelerin gündemlerinin ve sayfalarının yarısını futbol oluşturuyor, malum.

Türkiye’nin en önemli meselesine dair bölgede cereyan eden önemli bu olayla ilgili her gazetede ancak bir tane “olumlu” yazıya rastlayabildim.

İlgili yazılar büyük oranda hakkaniyetten, hassasiyetten, kardeşlikten, barış dilinden ve zamanın ruhunu anlamaktan uzak ve açık konuşalım, sığ yazılardı.

Zaten Trabzon’dan Türkiye’ye bakan, Türkiye’ye yazan, konuşan öne çıkan, dikkate değer bir yazar, çizer, aydın, ben tanımıyorum, bilmiyorum, bilen varsa beni de bilgilendirsin.

Karadeniz Gazetesi’nde sadece Aras Perekli’ye ait geçer akçe sayılabilecek bir analiz vardı. ‘BDP Keşke Gelse İdi” başlıklı bir yazı. Şöyle diyor:

“Gelseydiler, hattâ gelmeleri gerekirdi, baksa idik ki adamlar ne anlatmak istiyorlardı. Öyle ya bu insanlar şu veya bu şekilde bu ülkenin, bu toprakların insanları, zorları, sıkıntıları, hataları, yanlışları ne? Sorsa idik, anlatsalardı, anlatsa idik.”

Koskoca gazetede konu ile ilgili tek “değer”li yazı işte bu ana fikri ortaya koyuyor. Ne kadar yalın ve insani, vicdani, fıtri bir ses, öyle değil mi?

Taka Gazetesi’nde Haydar Karsan’ın güzel bir yazısı vardı. Müstesna, olgun, aydın bir kişilik sergileyen. Şöyle diyor:

“Bazı fısıltı gazeteleri önceki gün Sinop’ta polisin aşırı “hoşgörüsü”yle şımaran saldırganlardan da ilham alarak, Trabzon’u da ziyaret edecek heyeti şehre sokmamak belki de“linç” etme konusunda dehşet senaryoları yayıyorlar.

Bu faşist kafanın bir kez daha Trabzon’un adını kirletmesine izin vermemeliyiz.”

“Ama bir insana, bir konuğa  “sizi bu şehre sokmam” dediğinizde bütün değerler silinir, siyasal iddia haydutluğa terfi eder. Elbette siyasal anlamda herkes şiddet içermeyecek ölçüde protesto hakkını kullanmalıdır.”

Günebakış Gazetesi’nde “BDP’nin Karadeniz Ziyareti Üzerine”  başlığı ile Ali Öztürk “kötünün iyisi” bir yazı yazmış, “olumlu” safında yer alabilir.  Üzerinde çokça tartışılması gereken kıymetli tespitleri var, dikkatinizi çekerim:

“Bizim Trabzon olarak bir zamanlar TAYAD olaylarında yaşadıklarımızı Sinop’ta izledik. 2004’te Trabzon’da ne yaşadıysak benzeri Samsun’daydı… Demek ki bakan değiştirmek meseleyi halletmiyor. Her türlü provokasyona açık kitleleri istendiği anda yönlendirebilecek güçler hala hazır kıta bekliyor.  Trabzon ziyaretinin gerçekleşmesi zaten bu yaşananlardan sonra hiç mümkün değildi.”

“Halkının %70-75’inin barışa hazır olmadığı bir bölgeye ‘Biz kendimizi anlatmaya gidiyoruz’ demek ve yola girmek dayatma gibi bir şey… Ama bütün bunlara rağmen seçilmiş milletvekillerinin linç edilecekmiş muamelesi görmesi yine de inciticiydi.”

Sormak lazım Trabzon Basını’na, Trabzon’da TV, Gazete vb. kitle iletişim araçlarını kullananlara, bir vesile ile kitlelere hitap eden kişi ve gruplara:

Ne yapıyorsunuz? Ne işe yarıyorsunuz?

İnsanlara, gençlere çocuklara neleri telkin ve tavsiye ediyorsunuz duruşunuzla, söz ve eylemlerinizle?

Adaleti ayaklar altına alacak kara bir linç kültürünün hâkimiyetini güçlendiriyor musunuz yoksa ortadan kaldırmaya mı çalışıyorsunuz?

Hangi taraftasınız?

Medeniyet değerlerinin mi yoksa ırkçılığın, şovenizmin, ergenokonik zihniyetlerin, zulüm dolu statükonun mu tarafındasınız?

“Vatan millet” derken iyilik ve güzelliği mi kastediyorsunuz yoksa bilerek veya bilmeyerek darbeciliği, zalimliği, fırsatçılığı, kavmiyetçiliği mi savunmuş oluyorsunuz?

Kötü adamların kullanıp bir kenara attıkları Ogün Samast’a acıyanların safında mısınız, yoksa onunla içten içe gurur duyanlardan mısınız? (Hani, onunla gururla fotoğraf çektiren bazı yurdum insanları vardı, hatırlarsın. Şimdi utanıyorlar mıdır?)

Darbelerin, işkencelerin, faili meçhullerin, hukuksuzluğun hüküm sürdüğü eski, çağ dışı, İslam ile kavgalı Kemalist “birinci Cumhuriyet’in özlemini mi taşıyorsunuz yoksa “yeni bir cumhuriyetin”, hukukun üstünlüğünün, daha bir eşitliğin ve özgürlüğün olduğu bir Türkiye’nin çağrıcısı mısınız?

Zamanın ruhunu yakalayabiliyor musunuz yoksa CHP, MHP vb. gibi tarihin dışına itilmiş ve “debeleniyor” musunuz?

Trabzon’u zil zurna kör bir Trabzonspor fetişizmine mahkûm mu ediyorsunuz yoksa eğitim, kültür, edebiyat, sanat ve siyaset damarlarını açma gereğine göre mi hareket ediyorsunuz?

Şehrin bu soruları manşetine çekmesi, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşları ile kendini toplumsal bir yenilenmeye gecikmeksizin açması elzemdir. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s