Ramazan Günlüğü 09

Gerçek bir İftar sofrası, hayırlı bir buluşma noktasıdır.

Türkistan Uygur Lokantası’ndayız.

Gelenin gidenin Uygur olduğu bir mekânda bu defa bizler yabancıyız. Konuşulan dile, yenilen yemeklere…

Dokuz Türkiyeli ile beş Sierra Leoneli bir sofradayız. Güzel bir fotoğraf.

-Kısa bir ansiklopedik bilgiden sonra yayınımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz…-

(Sierra Leone Batı Afrika‘da bir ülkedir. Ülkeye Portekizliler bölgede bol miktarda aslan bulunmasından dolayı aslanlı dağlar, aslanlı sıradağlar anlamına gelen bu ismi vermişlerdir. Kuzeydoğusunda Gine; güneydoğusunda Liberya ve güneybatısında Atlas Okyanusu bulunur. (okyanus kenarında yüzmek çok tehlikelidir, köpek balıkları, balinalar vardır, bu hızlı hayvanlar bir anda insanı donundan yakalarlar, böyle yapan bir balina iki dakikada elini kana bulayabilir ve katil balina unvanına kavuşabilir, o saatten sonra insanlar da ölü unvanına kavuşurlar, yaşayanlar böylesi bir ölümü tavsiye etmiyorlar – m.a.b.) Nüfusu 6.5 milyondur. Tropikal iklime sahiptir. Komşusu Liberya gibi özgür bırakılmış Afrikalı köleler tarafından kuruldu (1791‘de Freetown’u kurdular. -Burası ünlü seyyah Kadir Bal’ın doğduğu ve imam hatip lisesine gidene kadar yaşadığı yerdir. Şehrin merkezinde, kamera ile kayıt yapmakta olan bir Kadir Bal heykeli bulunur. Heykelin altında alüminyum folyo üzerine şu veciz alıntı söz yazmaktadır: ‘Türk İslamcısı sol öykünmeci modernist sapma ve cemaatsal kopmalardan arınmadıkça ergenliğe bağlı siyasal ifsada sürüm sürüm sürüklenmeye şüphesiz mahkûmdur!” –m.a.b) İngiliz himayesinden sonra 1961‘de bağımsız hale geldi. Ancak ülke 1990’lardan 2002‘ye kadar yıkıcı bir iç savaş yaşamıştır. Elmas madenleri bakımından oldukça zengindir, buna rağmen batılı sömürgecilerin kışkırttığı ve göz yumduğu iç savaş sonucunda bir hayli fakirleşmiştir. İç savaş sırasında çocuklar isyancılar tarafından zorla asker yapılmıştır, asker olmayı kabul etmeyen binlerce çocuk ve gencin elleri, ayakları kesilmiştir. Ülkede binlerce elsiz ve ayaksız sakat insan vardır.)

Sofrada bütün gözler ve sözler, garipliği kat kat giymiş bu siyah derili kardeşlerimiz üzerinde.

Yuvarlanıp giden ikinci el bir İngilizce, ne dendiğini tahmine imkân bulunmayan, tövbe estağfurullah, bir Afrikaca konuşuyorlar.

Ülkeleri tropikal iklime sahip olsa da vatanlarından ayrı gayrı bu çocuklar dört mevsim hüznü yaşıyorlar.

Bu çocuklar bir suskuya dalıp gitsin, biraz halden anlayan biri bu çocuklara bakıyor olsun, 10 dakika… 10 dakikadan sonra hüzünlenir bakan, gözleri dolar hatta.

Ülkelerinde yaşanan, yürekleri dağlayan iç savaştan konu açılıyor, sohbet sırasında.

Dertlerine ortak mı oluyoruz, yoksa bilmeden densizlik mi ediyoruz?

Bir anda yüzlerindeki acı, keder derinleşiyor. Yutkunuyorlar, geriliyorlar, gözlerini öne eğiyorlar, seslerinin rengi ve tonu değişiyor..

14-15 yaşlarındalarmış, biri babasını kaybetmiş, birinin kardeşinin elleri isyancılar tarafından kesilmiş.

Sınır tanımayan bir şiddet, inanılmaz bir vahşet!

Kahrolmamak mümkün mü? Kurban olan da kurban eden de aynı toprakların çocukları, siyahlar, aslen mazlumlar, üstelik Müslümanlar!

İsyancılar ele geçirdikleri hamile bir kadın karşısında iddiaya giriyorlar:

–      Sence çocuk kız mıdır erkek mi?

(+18!)

Aşağılık yaratıklar, bunu öğrenmenin yolu olarak oracıkta kadının karnını yarıyorlar!

-Kısa bir reklamdan sonra yayınımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz…-

(Bundan 24 yazı önde “Afrikalı Çocuklar”ın bende yol açtıkları duygu ve düşünceleri adımlamıştım elimdeki kelimelerle. Dönüp bir daha yürüdüm o sokaklarda, evet, bu çocuklar onlar!)

İftar sonrası Aksaray’da çay içiyoruz. –yemekten sonra çay içmek sünnettir!-

Çay bahçesinde çalışan Filistinli genç servis yaparken yanımıza Suriyeli bir anne ve küçük kızı yaklaşıyor, kadın el uzatıyor, yardım istiyor. Kimden mi? Bir Afrikalı’dan. –olay Türkiye’de geçiyor-

Soru şu:

Hepsi Müslüman bu insanları buraya getiren sebepler neler?

Öğleyin Ümit Aktaş’la sohbet etme imkânı bulduk. Militarizm, savaş karşıtlığı, vicdani ret konuları hakkında fikirlerini almak istiyorduk.

Ümit Aktaş klas adam. O kendinden emin, sakin, vicdanlı duruşunu seviyorum. Müslümanların birbirine karşı merhametli, küfre karşı sert ve boyun eğmez halini hatırlatıyor duruşu.

-kısa bir aradan sonra yayınımıza kaldığımız günden devam edeceğiz, Allah izin verirse…-

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s