Ramazan Günlüğü 11

Ramazan’ın varlığını hissettirmediği bir yerinde oturuyoruz İstanbul’un.

Sokaklarında Ramazan görülmüyor, ‘mahalle’si bulunmuyor, komşuluk yapılmıyor.

Daha kötüsü, İslam’a, İslam’ı yaşama derdinde olanlara -Müslümanlara yani, saygı yok.

Ramazan’ın Müslümanlar için ne anlama geldiğini bilirler değil mi, bu ülkede yaşayan “çok çağdaş/modern, pek aydın, epey eğitimli, fazlasıyla batılı” vatandaşlar?

Bilir ve saygı duyarlar değil mi?

Hayır, bilmiyorlar ve saygı duymuyorlar.

Bu ülkenin havasına, huyuna suyuna, insanlarının büyük çoğunluğuna sinmiş İslam ve kültürünü bilmiyorlar, bilmeye yanaşmıyorlar, bundandır ki saygı duymuyorlar ve fakat bu insanlar eğitimli, çağdaş ve aydın oluyorlar!..

Nasıl oluyor?

Çok zorlama oluyor ama oluyor işte, burası Türkiye!..

Eğitim’i, çağdaş’ı ve aydın’ı tırnak içinde kullanırsan, oluyor.

Şair diyor ya:

“Olur, olmaz olur mu! / Ama, olmaz olsun!”

Olmaz olsun böyle ilericilik!

Bizzat gericiliğin kendisinin ilericilik addedilmesi ne büyük garabet.

Bizzat karanlığa aydınlık denmesi ne acı bir yanılsama!

En bariz saygısızlıkları, bana kalırsa çıplaklıkları.

Kadınları veya kızları çıplaklığın sınırlarını zorluyor, işi pornografiye vardırıp çoluk çocuk demeden insanların özüne, fıtratına, inançlarına, değerlerine, kendi’lerine karşı büyük bir taciz ve taarruzda bulunuyorlar.

Bunun ortak yaşama, ortak değerlere bir saldırı olduğu son derecede aşikâr değil mi?

Böyle bir tacizde bulunmaları kimseye onlara tacizde bulunma hakkı vermez kesinlikle. Evet ama bu ayrı bir mesele.

Mesele şu:

Kendi heva ve heveslerini tanrı edinmek, hangi din, düşünce veya düşüncesizlik adına yaşanıyor olursa olsun, insanlara -kendi mahrem alanı (evi) dışında- böyle bir taciz ve taarruzda bulunma hakkı verir mi?

Cevap, ‘kesinlikle hayır’ olmalı bence.

İşin garibi, insan’ı, insanın kendi’sini, özünü, fıtratını, geleceğini, ortak aklı ve iyiyi insan’ın şerrinden korumayı teklif eden bu düşüncenin sahiplerine gerici diyorlar bu ülkede.

İnsanın şerrini ve ifsadını hoş gören ve savunanlar da ilerici oluyor.

Spike Lee’nin Malcolm X filminde bir yerde, adamımız siyah kardeşlerini uyarırken şu minvalde bir laf ediyor:

–      Allah’ın sözlerini söylüyorum, boş laf değil!

Bakara Suresi 11, 12 ve 13. Ayetler’e bakar ve inanır mısınız!?

“Onlara “Yeryüzünde yozlaşmaya ve çürümeye yol açmayın!” dediklerinde “Biz sadece düzeltmeye ve iyileştirmeye çalışıyoruz!” diye cevap verirler.

Gerçekte onlar yozlaşmaya ve çürümeye yol açan kimselerdir, ama bunu (kendileri de) idrak etmezler.

Onlara: “Diğer insanların inandığı gibi inanın!” denildiğinde, “(Şu) dar kafalıların inandığı gibi mi?” diye cevap verirler. Gerçekte onlardır dar kafalılar, ama bunu bilmezler.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s