Ramazan Günlüğü 14

Hayat Güzeldir, Beyhude Ömrüm, Ya Tahammül Ya Sefer, Uzun Hikâye, Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı, Mavi Kuş ve Huzursuz Bacak’tan sonra Mustafa Kutlu’nun yeni bir hikâye kitabını okumaya başlıyorum: Kapıları Açmak.

Okura kapılarını şu satırlarla açıyor yazar:

“Yağmur ince ince yağıyor.

Saatlerdir yağıyor.

Bir şehirlerarası otobüs gecenin ıslak karanlığını yara yara gidiyor.

Saatlerdir gidiyor.

Ses yok.

Sanki hemen herkes uyuyor.

Arada hafif horultular, alçak sesle konuşanların mırıltıları.

Sürücü kasetçalardaki arabesk parçanın sesini iyicene kısmış, belki de sadece kendisi işitiyor. Bir de yanındaki koltuğa yığılmış, başı önüne düşmüş genç irisi muavin.

Sürücü sigaranın birini söndürüp, ötekini yakıyor. Yol tenha, gözler uykusuzluktan kızarmış.”

Uçakla seyahat lüks olmaktan çıkana dek, yaklaşık on sene, Trabzon-İstanbul hattında, on sekiz saatlik o yorucu yolda, gitmekler ve gelmekler arasında yaşadım.

Trabzon’dan gelmek ile İstanbul’dan gelmek arasında her defasında -denize paralel- dağlar kadar fark oluyordu!

Aynı yollar, aynı firmalar, aynı süre ve fakat aynı olmayan yalnızlıkla ben-deniz.

/kendimi sana bir (iç) deniz diye tanıttım, diyor ya şair, ne derin bir şiir!/

Kutlu’nun resmettiği gibi, her zaman değilse de çoğu zaman yağardı yağmur. Yağardı saatlerdir.

Müziklerdir, Şiirlerdir, Hayallerdir!..

İstanbul’dan giderken, Samsun civarında Karadeniz’i görene dek, ağırlığını, resmiyetini, ciddiyetini olabildiğince muhafaza eden ablalar, teyzeler, amcalar, ‘memlekete gelmek’ anlamına gelen bu yaklaşma emaresi ile iyice bırakırlardı kendilerini neşeye, şiveye, yöresel ünlemlere ve samimiyete.

İstanbul’dan memlekete gitmek hafifletici sebep olurken, memleketten İstanbul’a dönmek ağırlaştırıcı neden olurdu. Genel olarak.. Ben daha çok, tersi olarak geldim bu günlere.

((Ben genel’de hata veren biri oluyorum. Beni genel’e vurduğunda genel’de bir değişiklik olmasa da bende kafa göz yarılabiliyor! Mesela genel’de askere gidiliyor bu ülkede, ben gitmiyorum, elhamdülillah. Genel’de yalan konuşuluyor bu ülkede, ben konuşmuyorum. Genel’de insanlar yolunu bulabiliyor bu ülkede, ben bulamıyorum. Genel’de alışıyor insan be, ben alışamıyorum. Genel’de bağışıklık kazanıyor insan, ben kaybediyorum! ))

Özel’de ve bire bir’de iyiyimdir ama. Cana yakın, vahye yatkın akla yatkınımdır. Tamam, karnemin sol tarafı kötüdür, ama ben sağ tarafına değer veriyorum çok daha çok.

“Şimdi şifa niyetine giriyorum sulara,

Mavisine değil suların, sade tuzuna.”

Yarına çıkabilirsem, daldığım yerden, devam etmek isterim.

Galiba şimdilik bu kadar..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s