Kimse Kâfirleşmesin

2013 yılı Eylül ayında Adalet Bakanı Sadullah Ergin açıklamıştı:

“Gelecek 5 yılda 207 yeni cezaevi yapılması planlanıyor.”

Ne diyeceksiniz şimdi siz buna?

Adalet mi Kalkınma mı!..

C: Hiçbiri.

2014 yılı Eylül ayı itibariyle Türkiye’de toplam 365 cezaevi bulunuyor.

A, A1, A2, A3, K1, K2, B, C, D, E, F, H, L, M ve T olmak üzere 15 tür cezaevi var. Bunların yanı sıra harflendirilmemiş 7 tür cezaevi daha bulunuyor:

Kadın Kapalı, Kadın Açık, BTOK (belirli bir tipi olmayan) Kapalı, Çocuk Kapalı, Çocuk Eğitimevi, Kapalı ve Açık.

Cezaevlerindeki insanlarımızın sayısı ise 160.000’i buluyor.

Türkiye’nin her yerinde cezaevi var, kapasiteleri dolmuş ve yenileri inşa ediliyor. Yerleşke yerleşke cezaevleri inşa ediliyor ülkenin dört bir yanında; bilhassa şehirlerin dışında.

Bu mühim konu da çoğu zaman gündemin dışında…

Bu kadar suç ve suçlu üreten bir sistemin sağlıklı olduğundan değil çürümüş olduğundan bahsetmeli.

Orta yerde duran zulmü görebilmek, ağırlığını tartabilmek gerek ki Adalete doğru bir yönelim sergileyebilelim. Yoksa, tabak kirliyse, içine konulacak yemek de bozulacaktır.

Adalet Bakanlığı’nı ele alalım mesela. Cezaevlerinden Adalet’e bakılabilir mi mesela?

Cezaevine girene kadar bir tür zulme uğrayan insan, cezaevine girdiğinde başka tür bir zulme uğruyor.

Çok kısa bir süre için tedbiren gözetim altında tutmak bir yana, insanı dört duvar arasına kilitlemek suretiyle cezalandırmak başlı başına bir sıkıntı, çözümsüzlük ve zulümdür. Bilindiği üzere bu, modern devlet ile ortaya çıkan bir yöntem ve İslam buna cevaz vermiyor.

Cezaevlerinde insanların ne kadar ıslah olduğu meşhur sorusu bir yanda dursun, sanki kazandırılacak sağlıklı bir toplum varmış gibi “topluma kazandırmak”tan bahsetmek samimi gelmiyor bana.

Bazı hususların altını ısrarla çizmeliyiz, kesin ve net:

Cezaevleri insanlık dışı uygulamalar merkezidir ve zulüm üstüne zulüm doğurur. Cezalandırmak adına çıkılmış bu yol, asla ve asla doğru yol değildir. İnsanın özüne, fıtratına, doğasına, geleceğine, kendisine ve birinci derecede yakınlarına yapılan bir hakaretin adıdır cezaevi.

İnsandır, suç işleyecektir ve elbette önleyici/caydırıcı biçimde cezalandırılmalı. Evet, ama böyle olmuyor.

Modern Devlet’in haddini aşması ve Rablik taslamasının en bariz örneği ile karşı karşıya kalıyoruz. Bir zulüm döngüsü içinde öğütülüyoruz.

Örnek mi?

Örneklerden bir tanesini vereyim…

Farklı illerden, farklı harfli cezaevlerinden 10 kadar tutsakla mektuplaşıyorum. Geçen gün M Tipi Cezaevinden bir mektup aldım.

Mektuptan bir pasajı buraya aynen aktaracak ve birkaç soru soracağım. 20 yıldan fazla süredir cezaevinde olan bir siyasi tutsağın mektubundan:

“Burda çiçek ekmenin bir de hikâyesi var. İçeriye toprak almak yasak. Biz de bu toprağı zor bela üretiyoruz. Kışın yağan çamurlu/tozlu yağmuru, yerler kuruyunca toz halinde topluyoruz. Diğer taraftan muz kabukları, çekirdek kabukları (yıkandıktan sonra) elma ve birçok meyvenin kabuklarını kurutup saksıların üzerine döküyoruz. Ama en fazla da içtiğimiz çayın demini… Bunlar bir sezon sonra tıpkı çiçekçiden alınan toprağa dönüşüyorlar. Bir de sezon sonunda (sonbaharda) kuruyan tüm çiçekleri güzelce bağlayıp duvara asıyorum. Kışın yağmuru ve baharın güneşi ile iyice kıvama geldikleri için onları da ufalayıp toprağa karıştırıyorum. Anlayacağın, cezaevinde yapay toprakla bahçe kurup çiçek yetiştiriyoruz. Sonbaharda tohumları topluyoruz. Ya da kadife çiçeğinden 5-10 dal alıp kış boyunca suda bekletiyorum. Böylece baharda yeniden dikmek için elde malzeme de oluyor.”

İnsanın toprağa dokunmasını yasaklamaya kimin hakkı var?

İnsanın ufuklara bakmasını yasaklamaya kimin hakkı var?

İnsanın uzaklara koşmasını, yağmurlarda ıslanmasını yasaklamaya kimin hakkı var?

İnsanı doğadan ve dahi doğasından kopartıp, bir kâğıdı buruşturur gibi buruşturup atmaya kimin hakkı var?

Kimse, “devlet” cevabını vermesin lütfen; kimse kâfirleşmesin!

Ve kimse kusura bakmasın: Görmeyerek veya görmezden gelerek kendimize yazık ediyoruz.

Bize yazıklar olacak!

 

http://www.kuremedya.com/mehmet-ali-basaran-kimse-kafirlesmesin-8679y.html#.VIvjECusXT8

2 thoughts on “Kimse Kâfirleşmesin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s