8639. Mehdi

Bir dönem öğrenci evimizde misafirdi. Yurt dışından gelmişti ve iş arıyordu.

O sıralar Mecidiyeköy’de yükselmekte olan Trump Towers’da usta olarak işe girdi. Modern piramitlerden birinde modern bir köle gibi asgari ücretle çalışmasına rağmen parasını alamadığına şahit olmuş ve isyan etmiştik.

Bu güzel kardeşimiz daha sonra Gebze’de bir fabrikada iyi bir iş buldu. Derken evlendi. Kendine yeni bir hayat kurdu.

Aradan geçen yıllara, yollara, mesafelere rağmen görüşmeye devam ediyorduk.

Bir gün çok önemli bir “iş” için bizi semtine davet etti. Dört arkadaş, kalktık gittik. Yemek ve çay faslından sonra, sohbete geçtik.

Sohbetin ilk kısmı karşılıklı değildi. Bir arkadaşı bize hayati öneme sahip “mesele”yi açtı. Haliyle biz çok şaşırdık. Bunun üzerine soru cevap kısmına geçtik.

O hayati mesele Mehdi idi. Mehdi gelmişti ve kendileri ona inanıyorlardı.

Şimdi bunu bize de tebliğ etmiş bulunuyorlardı.

Kafamız karışsa da, afallasak da, ‘nasıl olur yahu’ desek de, neticede bizim de inanmamız bekleniyordu. Öyle ya, Mehdi gelmişti, elbet, ona tabi olmak gerekti.

Dört arkadaştık, tebliğ alan.

Saygılı bir şekilde dinledik.

Bir ara, tüm bunlar bir şaka mı acaba diye aklımdan geçti. Ama değildi. Her şey muazzam bir ciddiyetle ele alınıyordu ve ritüel havasındaydı.

Bu insanlar son derece samimi olarak bir şeye inanmış ve bizim iyiliğimiz için bizi de bu inanca davet ediyorlardı, sözle, güzellikle.

O akşam, sorular sormuş ve fakat sert bir tartışmaya girip köprüleri atmadan, düşünmek üzere müsaade isteyerek, gerisin geri İstanbul’a dönmüştük.

Onlar 10 kişi kadardılar ve “olur” dersek, bizi Sakarya’ya getirip Mehdi’nin huzuruna çıkarmaya hazırdılar oysa ki.

Allah’ın insanlığa gönderdiği son peygamberi tanıyor, son kitabı açıp okuyorduk. Az veya çok Kur’an’la irtibatı olan Müslümanlardık ve Sünnet’in Kur’an ile uyumlu-çelişkisiz olması gereğini akıldan çıkartmıyorduk.

İstanbul’daki arkadaşlar olarak, bu meseleyi bir kez daha düşündük ve özel olarak istişare ettik.

Mehdi beklemiyorduk. Kur’an açıktı ve Allah’ın bizden kulları olarak ne istediğini biliyorduk. Elbette bilmenin değil yapabilmenin önemli olduğunu da…

Bizi Mehdi’nin yoluna davet eden kardeşimizin davetine icabet etmeyişimiz rahatsızlık yaratmıştı. Ona sorarsan, çok yazık ediyorduk kendimize.

Kardeşimiz, aylarca bizden umudunu kesmemişti. En son dün kesti. Sadece umudunu değil, kardeşliğini de…

Belki yüz tane mesaj atmıştır. Ayetler, hadisler, özlü sözler…

Dün düşüncemi ve tavrımı yineleyen şöyle bir kısa mesaj gönderdim:

“Mehdi’ye inanmıyorum. Kur’an’da yok. Zorlamaya gerek yok. Rivayetler İsrailiyattan. Tarih boyu her dinden binlerce kişi mehdi olarak gelmiş geçmiştir. Asr Suresi ortada. Reçetede Mehdi yazmıyor. İnşallah bu yanlış rüyadan uyanırsın. Selam ile.”

“Ya Hadisler” diye sordu.

IŞİD de hadislere dayanıyor ama yaptıkları ortada, dedim, Kur’an ve sahih Sünnet’e aykırı… Sahih olmayan hadisler de var malum…

Bana cevabı çok kesin ve keskin oldu.

“Mehdi’yi inkâr eden kim olursa olsun, babam bile olsa, o benim asla Müslüman kardeşim değildir. Sana vallahi acıyordum ama şimdi hiç acımıyorum. Şeytanla, nefsinle ve de aklınla yürü! Mehdi’ye ancak Allah’a teslim olanlar inanır. Hz Mehdi haktır. İnkâr edenin imanı yoktur.”

Tekfir edilmiştim.

Daha da kötüsü şu: bu kardeş, böylesi çıkmaz bir sokakta yürümeye devam ederse, daha nice nice Müslümanı tekfir edecekti. Ah kardeşim ah…

Bu yollar o kadar tehlikeli olabilir ki, insan hızını alamayıp cümle Müslümanı tekfire dizebilir.

Allah göstermesin, “yanmayan kefen” tüccarlarını dahi geçebilir.

Gerçi, yanmayan kefen tüccarlarının “komik üstadının” kimsenin bilmediği bir çıkış yolu var gibi! Mahşer günü şöyle dese nasıl olur:

“Allah’ım ben ne yaptıysam din adına değil mizah adına yaptım. Ben milleti güldürdüm, sen de beni güldür!”

Allah da bu bahaneye şöyle bir cevap verebilir:

– Güldürme beni!

(Şimdi bu yazıyı Müslümanların ısrarla garip, yetim, kimsesiz bıraktığı ve dahi tehcir ettiği Kur’an’ın hangi ayetiyle bitirsem?)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s