Cezaevi Ziyaretleri -9

Batman M Tipi Cezaevi’ndeydim dün.

Tanıştığımız, mektuplaştığımız 4 tutsağı ziyaret etme imkânı buldum.

Cezaevi, Batman’ın kenar mahallelerinden birinde, bir anda karşınıza çıkıyor. F Tipi cezaevlerinin çakma kampüs havası, o ruhsuz ve ucube heybeti yok burada. Devletin ceberut ve soğuk yüzü kendini göstermiyor neyse ki. Daha sıcak, samimi, insancıl…

Kendimi ilk kez, istenmeyen biri değil, ziyaretçi bile değil, uzaklardan gelen sade bir misafir gibi hissettim. Yerelliğin, kıyıda köşede kalmışlığın, biraz da doğuda olmanın neticesi olsa gerek.

Kalabalığın, gürültünün, telaşın sarkıntılık etmediği bir küçük Anadolu şehri Batman… İnsanı beklenti içinde bırakmıyor, kafası rahat, haddini biliyor, tevazu sahibi ve sözünde duruyor.

İlk olarak Ahmet Şat’ı çağırıyorum. “Avukat geldi” diye haber veriliyor. Aklının ucundan geçmiyorum. Bir anda beni görüyor karşısında. Büyük sürpriz!

Sevinç ve mutluluk içinde bereketli bir muhabbet fokurdatıyoruz.

Ardından Mehmet Ali Şeker geliyor.

Öğleden sonra Mahmut Uyan ve ‘Epik Fantastik Roman’ı İLMA ile hayranlık uyandıran yazar A.S. Durmaz…

Hükümlülerle ancak mesai saatleri içinde görüşülebiliyor. Avukat olmayanlar cezaevlerine bakan ilgili savcıdan izin alarak görüşme yapabiliyorlar. Savcının izin vermesi belirli kriterlere bağlı değil ne yazık ki. Savcı Bey, geçerli bir sebep yokken olmazlanabilir ve siz gerisin geri, görüşemeden dönebilirsiniz. Buna hazırlıklı olmak lazım.

Her zamanki gibi bereketli bir cezaevi ziyaretinden dönerken duydum, Türkiye’yi uzunca bir dönem cezaevine çevirenlerin kullanışlı adamı Kenan Evren’in kızı, “biz şerefli bir babanın çocuklarıyız” diyor.

Vay be! diyorum, ne ilginç espri anlayışları var şu dünyada.

Ancak daha sonra şöyle düşündüm:

Öyle bir babanın çocuğunun böyle bir cümle kurmaya hakkı var doğrusu!

Bir de şu söylem var: “Ölünün arkasından konuşmamak gerek!”

Peki ya ölü bizim arkamızdan konuşmaya devam ediyorsa?

“Kenan’ın Evreni” önümüzden, arkamızdan, sağımızdan, solumuzdan konuşmaya devam etmiyorsa, biz de susalım.

Susalım susmasına da, bu arada, zulme karşı sessiz kalan dilsiz şeytanlardan olmayalım!

Şeref demişken, Müslümanlar için bir ilave yapalım:

Allah Nisa Suresi 139. Ayette şöyle buyuruyor mealen:

“Onlar müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenlerdir. Onların yanında şeref mi arıyorlar? Oysa şeref tümüyle Allah’a aittir.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s