Laf Ola Beri Gele

Mazlumder Cezaevi Söyleşilerinin otuzuncusu dün gerçekleştirildi.

Bu defa konuk Köklü Değişim Dergisi yazarı, makine mühendisi Bekir Kurtuluş’tu.

Hizb-ut Tahrir üyesi olduğu için farklı zaman dilimlerinde 4 yıl hapis yatmış, cezaevinden yeni çıkmıştı.

Yargılanma sürecini, cezaevinde yaşadıklarını ve mücadelesini anlattı.

Olan biten “Bir Türkiye Klasiği” idi…

Ne acı ki, vicdan sahipleri habersiz ve sessiz kalmaya devam ederlerse, olan olmaya devam edecek ve bu zulüm bitmeyecek.

Öncelikle, bilmeyenler için Hizb-ut Tahrir’i kısaca tanıtmakta fayda var:

Hizb’ut Tahrir 50’den fazla ülkede faaliyet gösteren, İslam’a dayalı bir sistem inşa etmeye çalışan bir parti. En bariz vasfı fikri ve siyasi çalışmalar yapması ve şiddet kullanmayı kesinlikle reddetmesi. 60 yıldan fazladır varlığını sürdüren bu partinin şimdiye dek herhangi bir biçimde şiddete başvurduğu görülmüş, duyulmuş değil.

Durum böyle olmakla birlikte Türkiye’de Hizb-ut Tahrir Davalarından ötürü tutuklanan Müslümanların sayısı 500’den fazladır ve bu insanlara, dile kolay, 1828 yıl tutarında ceza yağdırılmıştır. Yüzlerce kişinin ceza aldığı dosyalar Yargıtay’da onanma –büyük – riski ve ihtimali ile karşı karşıyadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin “Hukuk”, “Yasa”, “İfade Özgürlüğü”, “Demokrasi” ve sair temel ilkelerini ayaklar altına alışının kısa filmini seyretmek isteyen buyursun. Ancak bu kadar olur!

Sistem adına, kelimenin tam anlamıyla bir rezillik var ortada.

Utanç verici, kaba mı kaba bir ikiyüzlülük seremonisi…

Bir hukuksuzluk abidesi…

Bir firavunluk hikâyesi…

İnsanları alıyorlar, sözde mahkemelerinde, sözde yargılama içine sokuyorlar, sözde bir iddianame hazırlıyorlar, sözde suçlar isnat ediyorlar, sözde kanunlarını yamultup insanların yaşamlarına boca ettikten sonra onları zindanlara yolluyorlar.

Hizb-ut Tahrir üyesi barış ve esenlik yanlısı Müslümanları tutuklayan irade onların zindanlara atılmasını buyurmuş! Ama bir kılıf da bulunması gerek.

İşte burası, zulmedenlerin tarih ve hakikat önünde ne kadar aciz duruma düşebileceklerinin resmi, zirvede çekilmiştir:

Sözde hâkimlerin sözde gerekçesi:

“Hizb-ut Tahrir, bugüne kadar herhangi bir şiddet eyleminde bulunmamış ve amacında şiddeti öngörmediği belirlenmiş ise de, amacı zaten kendi içerisinde şiddeti öngörmektedir. Rejimin demokratik yollarla halkın desteği ve sempatisini kazanarak yıkılması mümkün olmadığından mutlaka şiddete başvurması gereklidir. Bu nedenle Hizb-ut Tahrir bir terör örgütü kabul edilmiştir.” 

Kendi ilkelerini açıkça çiğnerken muhatabına iftira atmanın aynı paragrafta gerekçeli karar olarak sunulduğu bir devlette yaşıyoruz.

Burası Türkiye.

Laf ola beri gele Demokratik Hukuk Devleti!

İnsan, aklına ve mantığına biraz olsun saygıyı hak etmiyor mu bu ülkede?

Zalimlere kalırsa, hayır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s