Vay Halimize

Bu ülkede, ‘söylesen tesiri yok, sussan gönül razı değil’ mantığıyla gidiyorum cuma namazına, uzun yıllardır. Üstelik hiç de yalnız değilim. Bana kaderimin bir oyunu mu bu?

Gitmek de zor karar açıkçası, gitmemek de…

Alternatif ortaya koyamadığımız için gitmekten yana karar kılmıştım ve deyim yerindeyse yuvarlanıp gidiyordum!

Bugün de öyle yaptım ancak hutbe okunurken camiden ayrılmak zorunda kaldım.

Bir an geldi ve imam beni cuma’dan ve camiden soğuttu. Soluğu az ilerdeki parkın bankında aldım ve hutbeyi dinleme işini hayıflanarak tamamladım.

İmam, duygu dolu konuşmasında, ölen TSK ve Emniyet mensupları (askerler ve polisler) için ‘şehadet şerbetini içtiler’ dedi. Ardından iki kez daha ‘şehitlik’ kavramını kullandı. Yanlış yerde ve zamanda, İslami bir kavramı kullandı ve bana kalırsa –farkında veya değil ama- kendini kullandırdı.

Bu ülkede Müslümanlara yapılan en büyük haksızlıklardan biri, belki de birincisi, devletin, dini tekeline alması. Kendi “keyfine” göre bir din uydurması. Din’e karşı dini, uydurduğu dini, İslam’ın kendisi diye uygulamaya sokması, kendi emelleri uğruna tepe tepe kullanması.

Camiler birer devlet dairesine dönüşünce, Müslümanlara “mesai saatleri” dışında camiye gitmek, kendi başına veya kendi aralarında cemaat yapıp namaz kılmak kaldı. Elde var bir!

Müslümanlar son on yılda, etkisi giderek ayan beyan görüldüğü üzere, göçük altında kaldılar! Dehşet verici bir algı göçüğü altında…

Kısa ama karanlık tarihi ile nasıl bir kimlik sahibi olduğu, daha şurda 20 sene önce, 28 Şubat’ta gözler önüne serilmiş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kutsamayı başardılar.

Eyvahlar olsun bu ülkenin Müslüman kanaat önderlerine, cemaat ve tarikat liderlerine, imamlarına…

Çoğu sınıfta kaldılar. Vebali ağır oldu, oluyor, olacak.

TC’den islam devleti, TSK’dan peygamber ocağı, kirli savaşlardan cihad, başbakandan halife, sandık görevlilerinden Uhud Tepesi Okçuları, ulus devletin resmi ideolojisinden ümmet davası “yaratan” karanlığı sorgulamadan dünyadan ayrılırsa bu ülkenin Müslümanları, vay halimize!

Ne Tepe bıraktınız ne okçu!

Zulmeden devletin koynunda zehirli bir uykuya yattınız.

Korkarım ki sabah namazına kalkamayacaksınız.

Bu halde ancak, öğle namazına nasıl kalkılır, diye soracaksınız!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s