Cezaevi Ziyaretleri -12

Bandırma 2 Nolu T Tipi Cezaevindeydik önceki gün, dört avukat arkadaş: Ahmet Kılıç, Selim Murutoğlu, Beheşti Karaman ve ben.

Davut İnan, Şehmus Yılmaz,  Fevzi Demir, Ahmet Arslan, Ahmet Kurt, fahretin Aslan, İbrahim Halil Alkan, Mehmet Emir Durgun, Selim Kaynak, Mehmet Kılıçarslan ve Mustafa Kemal Saygı ile görüştük.

Dinimizde hasta ziyareti çok önemlidir ve teşvik edilmiştir. Bizler de cezaevi ziyaretlerini en az hasta ziyaretleri kadar önemsiyoruz.

Kesin konuşmamakla birlikte, diyebilirim ki zindanlarda unutulmaya yüz tutmuş insanların halini hatırını sormak, onları mümkünse bizzat, değilse mektuplarla ziyaret etmek, hastaları ziyaret etmekten öncelikli bir vazife ve hayırdır. Kaldı ki, mazlumların davetine icabet, hayli gereklidir.

Konunun ehemmiyetine bu denli vurgu yapsak da, toplumsal önyargılar yapacağını yapmış, insanları rehin almıştır. (Geçmiş olsun, Allah şifa versin!)

Nedir o ön yargılar? Bir insan cezaevine düşmüşse “yapmıştır bir şeyler”, “suçludur!”. Dolayısıyla, gerisinin çok da bi’ önemi yoktur!

Bu kaba, yanlı ve yanlış genelleme altında binlerce insana ve çevresindeki yüzbinlerce ‘birinci derecede yakını’na, açıkça zulmedilmektedir. Ne gam! Algı üretilmiştir, hesabı ahirette ödenecek bir “razı geliş”, zulme katkı payı olarak sunulmuştur.

Değil mi ki vergilendirilmiş zulüm revadır?

(Değil mi ki ambalajlanmış zina meşru?)

(Değil mi  ki allanıp pullanmış karanlık modern?)

(Değil mi ki faiz, kişinin yanına ‘kâr’ kalıyor? Değil mi ki egosunu tatmin eden ‘küçük’ insanlar özgüvenli sayılıyor? Değil mi ki her hallerinden kibir akan kişilere karizmatik deniyor? Haram yiyenler, merhamet etmeyenler, paylaşmayanlar, inceden inceye, içten içe caka satanlar, poz vermeyi yaşam tarzı haline getirenler, sözü ayağa düşürenler alkışlanıyor? Değil mi ki evlerimizin ortasına akan pek çok ekran genelev? Genelevdeki kadın ve erkekler sanatçı, aydın, rol model diye alınıp satılıyor! Değil mi ki Lut Kavmini çağıranlar ilerici diye pazarlanıyor? Değil mi ki hayat kadınlarının “melek” diye satışa sunulduğu vitrinlere bakıyor milyarlar?)

(“Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini / Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz / Değil mi ki ayaklar altında insan onuru”*)

Zalimlerin en büyük başarısı, sorulması gerekli asıl soruları imha edebilmiş olmalarıdır. Elbette sorular yakınlarda bir yerlerde duruyor, lakin o soruları soracak kafaların işletim sistemi, modern devletten öte bir sistem tarafından bilinçli bir şekilde bozuluyor.

Şöyle de diyebiliriz: insanlar var ki aklını başına almış yürüyor, çoğunluk var ki şeytanlarıyla kol kola, heva ve hevesini tanrı edinmiş, rahatının ve çıkarının götürdüğü yere, onuru olmayan bir yere doğru gidiyor.

Rabbimiz, yüce kitabımız Kur’an’da “insanların çoğu” diye başlayan uyarı cümlelerini sıralıyor.

Gün gelecek, bizi ölümden sonra tekrar diriltecek ve hesaba çekecek.

Hesabını O’na göre yapmayı nasip etsin Allah!

 

* W. Shakespeare, 66. Sone, Can Yücel çevirisi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s