Sivil İtaatsizlik Neyin Nesi?

Zorunlu askerliği reddetmek, halkı askerlikten soğutmak gibi sivil itaatsizlikler içinde bulunduğum için vebalı muamelesi görüyorum.

“Hukuk devleti” iddialarının her daim sözde kaldığı, “ifade özgürlüğü”nün baskı altına alındığı ve çoğu zaman yerlerde süründüğü bizim gibi toplumlarda, “kader” budur.

Bana vebalıymışım gibi muamele edenler arasında “gururla yerli”ler olduğu gibi “elhamdülillah Müslüman”lar da bulunuyor. Acı olan daha çok bu; ikincisi.  

Sivil itaatsiz Müslümanlara vebalı muamelesinde bulunanlara bunun “vebali” olabileceğini hatırlatmakta fayda var mı bilmiyorum. Lakin, kınanan veya burun kıvrılan şey aşağıdaki fotoğrafa konan kuştan başkası değil, hatırlatırım.

Bu fotoğrafa bakarak sivil itaatsizlik konusunu konuştuk Mazlumder Ankara Şubesi’nde, İnsan Hakları Okulu’nda.

Peygamberimiz ve arkadaşlarının, sayılarını birazcık arttırınca, “Müslümanlara Kabe’de İbadet Yasağı”nı delmek üzere sivil ve itaatsiz olarak, şiddet görmelerine rağmen şiddete başvurmadan, Kabe’ye yürüdüklerini hatırlatmakta fayda var. Meşhur Çağrı filmini izleyenler de bilir.

Yine, Büyük Âlim Ebu Hanife’nin Emevi ve Abbasi hükümdarları tarafından kendisine zorla verilmek istenen görevleri, zulmü meşrulaştırmamak adına reddettiğini ve sürgüne gittiğini ve dahi zindanlarda ölümüne işkence gördüğünü biliyoruz.

(Yine de Allah’a şükür bugün kimse büyük imam Ebu Hanife’nin “vatan haini” veya “devlet düşmanı” olduğunu söylemiyor!)

İnsan Hakları Okulu’nun söz konusu dersinden bir anımı aktarmak istiyorum.

Dersin sonlarına doğru dünyada ve Türkiye’de sivil itaatsizlik örneklerini konuşuyorduk.

Farklı kesimlerden gelen şık sivil itaatsizlik örneklerini verirken, Müslümanların 1998 yılında gerçekleştirdikleri “İnanca Saygı-Düşünceye Özgürlük İçin Bütün Türkiye El Ele Eylemi”ni de andım doğal olarak.

“Ben o tarihlerde mahallede top oynuyordum, hatırlamıyorum” diyerek espri yaptım.

Bu eylem, Türkiye’nin pek çok şehrinde hatta dünyanın bazı başkentlerinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilmişti. 10 numara bir duruştu.

Arka sıralarda oturan, 40’lı yaşlarda bir ağabey söz aldı ve bu eyleme katıldığını anlattı. Hatta Malatya’da organize edenlerden biriydi. Şöyle bir yorumda bulundu:

“O günlerde bu eylemleri organize edenler şimdi devleti yönetiyorlar ve sivil itaatsizliği düşmanlık olarak görüyorlar.”

Gerçekten de böyle.

Sivil İtaatsizlik’ten, Kırmızı Kitap’ta bir tehdit algısı olarak bahsedilmesini başka nasıl izah edebiliriz?

Ya da “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın “Sivil itaatsizlik, ülkeyi bölmeye çalışmaktır” başlıklı o “enfes” konuşmasını?..

(Bu iki haber de 2015 yılına aittir ve ayrıntılar için google’a ve youtube’a bakılabilir.)

Biz Martin Luther King gibi soralım:

“Hayatın en ısrarcı ve acil sorusu şu: Başkaları için ne yapıyorsunuz?

Henry David Thoreau’nun Sivil İtaatsizlik kitabından iki alıntı yapalım:

“Haksız yasalar vardır. Onlara memnuniyetle itaat mi edelim, yoksa değiştirme çabasına mı girelim? Değiştirmek istiyorsak bunu başardığımız zamana kadar mı itaat edelim yoksa derhal ihlale mi girişelim?”

“Yasa, doğası gereği seni zorunlu olarak başkasına yönelik haksızlığın aracı durumuna düşürecek yapıdaysa, yasayı çiğne! Yaşamını makineyi durdurmak için kullan. Her durumda dikkat etmen gereken şey, lanetlediğin kötülüğün aracı olmamaktır.”

Hz. Ebubekir, Halife olduğunda hutbeye çıkıp ne demişti?

“Allah‘a (O’nun hukukuna) itaat ettiğimde bana itaat edin; isyan ettiğimde bana itaat borcunuz yoktur.”

Yüce Kitabımız Kur’an’a kulak verelim ve Rabbimizin uyarılarını işitelim:

“Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavimdir.” (Zuhruf Suresi 54. Ayet)

“Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın.” (Şuara Suresi 151-2. Ayetler)

“Ey müminler, Allah’a itaat ediniz; Peygambere ve sizden olan devlet yetkililerine de itaat ediniz. ” (Nisa Suresi 59. Ayet)

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Ali İmran Suresi 104. Ayet)

http://ankara.mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/seminer-panel-konferans/3/mazlumder-ankara-subesi-tarafindan-duzenlenen/12486

sivil-itaatsizlik-2

2 thoughts on “Sivil İtaatsizlik Neyin Nesi?

  1. burada bir muhakeme kusuru var, zorunlu askerliği reddetmek gibi bir itaatsizliği haklı doğru göstermek için söylenenlerin hepsi kendi başına doğru fakat hiç biri zorunlu askerliği reddetmek gibi bir fikri destekler mahiyette değildir, hatta bazıları zorunlu askerliği savunmaya destek olarak kullanılabilecek mahiyettedir, askerlik gönüllü olunacak bir iş değildir, vatanın canın ve namusun savunulması gerektiğinde ( zorunlu olduğunda ) bu gerekliliği ( zorunluluğu ) yerine getirmek gönüllülüğe bırakılamaz, herkes için yerine getirilmesi gerekli bir görev olur,
    zorunlu askerliği reddedenlere vebalı diye bakmak yanlış olur, muhakeme kusuru diye bakmak doğrusudur, bu ise vebadan farklı bir hastalıktır. hastaları ise asla suçlamayız, hastalık suç olmaz, ayıp ta değildir,

    Beğen

    • yürüttüğüm muhakeme hastalıklı ise sağlıklı olana, en sağlıklı olana, inandığımız Kutsal Kitaba, Kur’an’a bakalım. Ben kendimi müslüman olarak tanımladığım için kaynağım, referansım budur. zorla askeri kılındığımız ordunun (stratejik ortakları malum, 90 yıllık pratiği ortada, Nato üyesi, laik, modern, kapitalist, demokratik bir ulus devlet’in ordusunun) Kur’an ve Peygamber örnekliğine uyduğunu düşünüyorsanız, kısmencik dahi olsa, buyurun cihada! Ancak müsaade buyurun lütfen. Buna inanmayanlar olacaktır. Hem sizin savaşınızda müslüman olmayanların ne işi var? neden zorlanıyor insanlar inanmadıkları değerler, kurumlar uğruna savaşmaya, ölmeye öldürmeye?
      İsteyen istediği orduya yazılabiliyor, yazılıyor da. Sorun bunun zorunluluk olması. Burada dayatma var, insan onuruna, haklarına aykırılık var, insan iradesini hiçe sayma var. Bir savaşa hak veren, koşa koşa gider katılır, katılıyor da.
      Bu açık ve mühim konuda fıkıh ortaya koyacak imamı yok bu toplumun. Ne büyük ne de küçük! O yüzden Diyanet ile yetinmek bize müstehaktır. laik devletin islamı istediği gibi anlamasını, nefsi, şahsi ve resmi yorumunu islam diye alırız. O yüzden İmamı Azam Ebu Hanife çok kıymetli bir adamdır.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s