Cezaevi Ziyaretleri Eksi Bir

Dört yıla yakındır cezaevlerini ziyaret ediyoruz.

Bilhassa F Tipi zindanlarda kalan siyasi tutsaklarla görüşüyoruz.

Bu sayfada hak ihlallerini, hukuksuzlukları, insanların dramlarını kaleme alıyor, kamuoyunun dikkatine sunuyorum.

Sesimiz etkili ve yetkili kişilere ulaşmıyor. Ulaşıyorsa da bu gibi “sıkıcı” veya “karşılığı olmayan” konular ilgilerini çekmiyor anlaşılan.

Bir iki basın kuruluşunu, internet sitesini, bir avuç sorumluluk sahibi insanı istisna tutuyorum.

Ziyaretler 30’u geçmiştir de, ben 12’sini kaleme almışım. Sorunlar üç aşağı beş yukarı aynı, görebildiğim kadarıyla. Tekrara düşmeye gerek yok.

Buraya kadar okuyanlar soracaktır: Peki bu yazı neden Cezaevi Ziyaretleri 13 değil de ‘-1’?

Bu yazı, şimdiye kadar ilgilerini çekemediğim insanlara geliyor da ondan…

“Artı bir” katkı olur diye derdi, tasayı, zindandan talepleri, ricaları, selamları ilettiğim yazarlara, çizerlere, gazetecilere geliyorlar da ondan…

Hukuki değil siyasi kararlar sonucu beton kuyulara atılmış, müsvedde kâğıt gibi buruşturulup bir kenara atılmış, adil yargılanmamış, hatta ve hatta hiç yargılanmamış, kimsesizliğe mahkûm edilmiş, unutulmaya terk edilmiş insanların, “sesimize ses verin” diye yardım talebinde bulunduğu, köşe bucak sahibi yazarlara, gazetecilere, “media” patronlarına geliyor da ondan…

“Tamam abi”, “İlgileneceğim”, “inşallah” dediniz, “söz verdiniz”, kısa bir süre üzüldünüz ve evet, unuttunuz gitti!

Belki de sırası değildi! 14 yıl oldu, hâlen sıraya giremedi bu “garibanlar”.

Evet, kabul, sandıkta, kamuoyunda karşılığı yoktu bu insanların, bu insanların ailelerinin… Parçalı bulutluydular. Örgütsüzdüler. Bu garibanların seçeneği yoktu, “partinizden” başka. Bu insancıklar zaten çantada keklikti! Çakma yargı tarafından keklik gibi avlandılar. Keklik gibi yaşıyorlar. Keklik öldüler ve de ölecekler!

Bu yüzden olsa gerek kıytırık bir “karşılıksız çek” kadar değer vermediniz!

Bir kaçınızdan bizzat ben rica ettim. Ancak, neredeyse hepinizden rica edildiğini de biliyorum.

Bu Müslüman Mahallesinde, mesela “Sivas Davası”yla ilgili, “sesimize ses verin” talebiyle karşılaşmamış bir yazar, çizer, gazeteci, köşe yazarı var mıdır, kalmış mıdır, merak ediyorum. Hiç sanmıyorum.

Hesap gününde, şu içinde bulunduğumuz devletin zindanlarından da soru geleceğini unutanlar için yazıyorum.

“Hele” “hele” diye diye 14 yılı geçirdikten sonra utanmadan halen “hele”lere sarılanlar için yazıyorum.

Şimdi de yeni bir hele’ye sarılıyorsunuz. Duymadık değil!

(Sizden de bu beklenirdi: “Yeni Türkiye Yeni “Hele”)

“Hele “Reiz” “başkan” olsun!”, bu sorunlar toptan çözülecek!

Genel bir af çıkacak! Terörle Mücadele Kanunu değişecek!

“Hele yeni bir anayasaya kavuşalım!”

(Alın, size yeni bir hele de benden, hediye! Nasıl olsa namaza niyeti olmayanın ezanda kulağı olmazmış; “Hele Başkanımız Resmen Halife Olsun, o zaman gör sen ümmet coğrafyasını!”)

Siz hele hele diye diye insanlar çürüyor zindanlarda! Aileleri perişan dışarıda…

Hele hele diye diye büyük vebal heyelanları altında kalındığını göremiyor mu gözleriniz?

Yasin Börü’yü tanıdığınız kadar tanıyor musunuz Bülent Dügenci’yi, Rüştü Aytufan’ı, Abdülselam Durmaz’ı?… Tanımıyorsanız, Allah şahit ki bir sorun var!

Şu soruya tak diye cevap veremiyorsanız bir sorun var sizin “aydın”lığınızda:

“Şiddeti kesin biçimde reddeden, şiddete bulaşmamış ve fakat “ilerde şiddete başvurma ihtimaline binaen” bu ülkede yüzlerce mensubu yüzlerce yıl hapse mahkûm edilmiş cemaat hangisidir?”

Sizler “helesinasyon” görmeye devam ederken böyle zor sorular sorduğum için, canınızı sıktığım için kusura bakmayın.

Kusura bakmayın ama bu ülkede F tipi zindanlar var. İnsan olan bunun insanlığa aykırı olduğunu anlar.

Bu ülkede siyasi davalardan dolayı zindanlara doluşturulmuş, gün yüzü kadar hukuk yüzü görmemiş mahkûmlar var.

Kusura bakmayın ama bu insanlar varlar ve çoklar!

Duymak istemeseniz de, görmek istemeseniz de varlar ve çoklar.

İçeride bin tane olsalar, dışarıda on bin taneler.

Aileler cezalandırılıyor, parçalanıyor… Eşler boşanmaya, çocuklar babasız büyümeye mahkûm ediliyor. Bu arada Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı diye bir şey de var bu ülkede!

Af buyurmayın, sadece müsaade buyurun, gidip araştırsın bağımsız tabipler, sosyologlar, psikologlar… Araştırsınlar zindanların insanlara ettiklerini.

Bağımsız hukukçular araştırsın.

(Elbette suç olduğu sürece ceza da olacak lakin soru şu: Biz insan olabilecek miyiz? Biz insan kalabilecek miyiz?)

Korkmayın “enkaz görüntüleri”nin yayınlanmasından.  

Enkazlar daha fazla insanlara mezar olmasın diyedir bu ikazlar.

Ben söylemiyorum!

Zindanlarda donup kalan insanların sözleri ve gözleri söylüyor.

Başladığı cümlenin sonunu getiremeyen, başladığı evliliği yürütemeyen, aile birliğini yitiren, beden ve zihin dengesini yitiren, yaşamaya dair umudundu yitiren, tünelin ucunu, ışık olmadığı için göremeyen mahkûmlar söylüyor.

Zapta geçenlerden çok geçmeyenler söylüyor.

Duyuyor musunuz?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s