Halil İbrahim Yenigün

Genç ve değerli bir Müslüman aydın.

Bir bildiriye imza attığı için İstanbul Ticaret Üniversitesi’ndeki görevinden uzaklaştırıldı.

Akademisyenler Bildirisi olarak anılan bildiri, siyaseten o sıra “işe yarar” bulunduğu için cumhurbaşkanı tarafından ağır biçimde topa tutulmasaydı, kimsenin haberdar olmayacağı, umursamayacağı bir metindi.

Ben şahsen öyle bir metni imzalamazdım, Halil İbrahim’in imzalamasını da yadırgamıştım.

Sonuçta bir bildiri, katılmazsın, eleştirirsin, kınarsın, geçersin… Suç teşkil etmiyor. Savaşın taraflarından birine çağrıda bulunuyor. Hakkaniyetsiz görülebilir. Neticede ifade özgürlüğüdür.

İmzacı akademisyenler içinden, bilhassa, Müslüman kimliğiyle öne çıkan biri cezalandırılıyor.

Tüm bunlar oldu, aradan haftalar geçti, bunları konuştuk sağda solda, ne var ki bu başlıkta bir yazı yazma gereği duymadım.

Ta ki, bu mesele bence artık bir haysiyet meselesi haline gelene kadar…

Ta ki, “tetikçi bir köşebaz” saldırıya geçip Halil İbrahim’in işine son verilmesine sebep olana kadar.

İftira, tehdit ve yalanlarla hedef gösterme işini icra eden küçük bir adam 20 ve 22 Şubat tarihlerinde “vur emri”ni yerine getiriyor ve linç edilen genç ve kıymetli bir Müslüman aydının üniversitedeki işine, apar topar son veriliyor.

Yıllarca ‘Yeni Türkiye’yi pazarlayan, bu Türkiye’nin yeni olmadığı ayan beyan ortaya çıkınca da, içeriği zamana ve zemine göre değişen bir tür “iradenin sesi” olduğunu savunmaya başlayan bir gazete, bu küçük adama alan sağlıyor. Vebalden komisyon alıyor!

Ne acı bir Türkiye manzarasıdır bu, 14 yıl sonra karşımıza çıkan…

Türkiye bu, umudu fay hatları üzerinde inşa edilmiş zayıf bir binayı andırıyor. Ortalama her 15-20 yılda bir, depremde yıkılan evler gibi yıkılıyor umutlar, hedefler, idealler…

Tekfircilik hastalığından sonra “trolle avlanma” sapkınlığı ve nihayet linç kültürü egemen oluyor hayatlarımıza.

Linç kültürü ruhları işgal ediyor. Üstelik “medeniyet inşası”, “yeni bir nesil” gibi kocaman lafların gölgesinde…

Yalanlar ve iftiralarla hedef gösteren dördüncü sınıf bir köşebazın yazısından sonra bir üniversite, hiçbir suçu veya disiplinsizliği olmayan bir akademisyenin iş akdini apar topar feshedebiliyor!

(Böyle üniversitelerin diplomasını duvara assan, inanın duvar utanır! Neyse ki böyle üniversitelerden çok yok Türkiye’de!)

Yukarılardan bir yerden yazan, konuşan bir aydın, vicdan sahibi bir Müslüman çıkıp demiyor mu: “Arkadaş, bu ülkede, bu mahallede böyle bir rezillik kabul edilemez!”

Halil İbrahim’den PKK’lı akademisyen diye bahsediyor meşhur “tetikçi köşebaz.” Dağ gibi iftira bu!

Şehit babası gibi kendisi de kıymetli bu genç adam iftiraya uğrarken nerede Müslümanlar?

Raf ömrü kısa, dördüncü sınıf bir köşe ‘yazıcı’sının namluya sürdüğü yalanlarla göz göre göre linç edilir, yaralanır, karalanırken bir aydın, nerede Müslümanlar?

Siz kimlerin safında yer alıyorsunuz?

Halil İbrahim gibi her dönem hakkın ve hukukun sesine ses vermeye gayret edenlerin mi yoksa kullanılıp atılacak bir dönemlik vicdansız ve yalancı küçük adamların mı?

2 thoughts on “Halil İbrahim Yenigün

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s