Büyük Ödülü Kaçırdım

İki yıl önce büromun çevresinde turlarken bir kütüphane buldum: Rıfat Ilgaz İlçe Halk Kütüphanesi.

Yetişkinler ve çocuklar için iki ayrı bölüm var.

Ne zaman gitsem, yetişkinler bölümü dopdolu, çocuk bölümü bomboş. Ancak bu doluluğa sevinemiyorsunuz. Gençler test çözüyorlar, hayat bir yana, mecbur kaldıkları “aşağıdakiler” ve “yukarıdakiler” ile ömür tüketiyorlar.

Ben bunlardan hiçbiri ile ilgilenmiyorum. Allah beni bu sınavlardan kurtardı diye dua ediyorum.

Konuyla ilgili bir de kehanetim var: Bir gün herkes KPSS’ye girecek. Biraz şaka…

Çocuk edebiyatı ile ilgili olduğum için daha çok çocuk bölümüne gidiyorum.

Kütüphanelerin çocuk bölümleri hep böyle mi, bilmiyorum. Lakin bizimkinde in cin top oynuyor. O kadar ki, oraya girdiğinizde, sanki birinin odasına izinsiz girmişsiniz gibi, bir tedirginlik hissi yakalıyor sizi.

“Abi hayırdır!” gibilerinden bir bakış…

Bir süre, yanlışlıkla oraya girdiğim zannedildi.

Bir ara, diğer bölümde çalışmam için ikaz edildim.

Bir dönem çocuğuna kitap alan “iyi baba” nazarıyla bakıldı.

En nihayetinde bugün dananın kuyruğu koptu.

Kitap değiştirirken adım ekranda göründü ve bir memur bir memura, bre memur, “Mehmet Ali Başaran bu arkadaş,” diye seslendi.

Bir memur masa başında, bir memur muhabbetine orada, içerden daha yetkili bir memur da geldi…

Bir an, gbt’me bakılıyormuş gibi hissettim.

Kütüphanedeki yetkili:

– En çok kitap alanlara ödül veriyoruz, 75 kitap almışsınız, dedi.

Diğer memur:

– Kitapları çocuğunuzun üzerine alıyor olsaydınız, ödül verecektik, dedi.

– Kitapları kendim için alıyorum, dedim.

Çocuk olmadığım bir bakışta belli olunca (boy pos değil de bıyık-sakal bir anda beni ele verdi) büyük ödülü kaybettim!

Bir ödül kaybettim ama daha önemli bir ödül kazandım.

Artık kendimi kabul ettirmiş oldum Çocuk Bölümü’nde. Kütüphane görevlileri tarafından benimsenmiştim. Kendi hür irademle, bilinçli bir şekilde oraya gidiyor ve kendi hesabıma, kendi okumalarım için çocuk kitapları alıyordum. Bunda şaşılacak bir şey yoktu. Artık yadırgayıcı ve şaşkın bakışlar üzerimden çekilecekti.

Züccaciye dükkânındaki fil değildim.

Ne mutlu banaydı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s