15 Temmuz Dersleri

Türkiye’yi zihinsel ve fiziksel olarak kısmen köleleştirmeyi başarabilmiş vahşi ve sömürgeci güçler, bu kadarını yeterli görmemiş olacaklar ki tam olarak kul-köle haline getirmek istiyorlar bu ülkeyi, bu milleti ve evet, bütün bir ümmeti.

Son 25 yılda İslam coğrafyasının, komşularımızın içine düştüğü ve düşürüldüğü hale şöyle kabaca bir bakmak yeterli.

Son 5 yıldır Türkiye’de çekilen operasyonlar ve nihayet 15 Temmuz kanlı darbe girişimi, gören gözlerin önüne çok net bir manzara seriyor: Savaştayız.

Afganistan, Irak, Suriye… İşte şimdi Türkiye… Sıcak savaş kapımıza dayanmıştı, şimdi oturma odamızda!

Ekonomik saldırılar, terör saldırıları, bürokrasi içinden kumpaslar, sosyal medya yalanlarıyla pişirilmiş ayaklanmalar, derken en sonunda “içeriden işgal” kuvvetlerini devreye soktular. Amerikan köpekleri ve kullanışlı andavallar eliyle…

Darbe ile Türkiye’yi teslim alma planının başarısız olması halinde iç savaş çıkmasını bekliyorlardı. Elhamdülillah, b planında da başarısız oldular.  

Başını Amerika ve İsrail’in çektiğine şüphe olmayan, muhakkak dahası da mevcut, bu son model haçlı ittifakı şimdi artık pes etti ve geri mi çekilecek?

Elbette ki hayır…

Yeniden, daha güçlü şekilde kuduz köpekler gibi saldıracak, bölmeye, parçalamaya ve yutmaya çalışacaklar irademizi, umutlarımızı, yarınlarımızı.

Bu çete mensupları Allahsız oldukları için Allah’ı hesaba katamıyorlar ve rasyonel akla ve planlara saplanıp kalıyorlar. Kâfirliğin göstergesi.

Bizler, Milletin ve Ümmetin, Âlemlerin Rabbi Olan Allah’ın yanında izzet ve kudret bulması için dua ve gayret ederken, insanlık düşmanları boş duruyor değil. Su uyur, düşman uyumaz.

Her türlü zaafına rağmen bu Milletin Allah’ın yardımını hak etmiş olması, Rabbimizin bizlere muazzam lütfu, en büyük imkânımızdır.

15 Temmuz’dan kesinlikle çok dersler çıkarmalı, sıkı çalışmalı ve hazırlıklı olmalıyız.

Darbelere karşı bu millet yıllar yılı bütünlemeye kaldı ve nihayet sınavdan geçtik. Lakin yeterli değil. İmtihan çok ve çetin…

Müslümanların, bırakın hayallerine, rüyalarına bile tahammül edemiyorlar. Çünkü firavunlukta kariyer yaptılar. Çünkü korkuyorlar. Çünkü gasp edilmiş “topraklarını” istiyor Müslümanlar. Çünkü Müslümanlar karanlığın üzerine yürümenin derdini bayrak yaptılar ve bayrağı elden düşürmüyorlar. Kâfirlerse içinde bulunduğumuz yüzyılı, önceki yüzyıl gibi güle oynaya, çala çırpa geçirmenin planlamasını yapıyorlar.  

“15 Temmuz Dersleri” kitap olmalı, kitabe olmalı.  

Bu millet evde, okulda, camide, sinemada, şiirde, müzikte, satır satır, dize dize, nota nota, sahne sahne, sokak sokak okumalı, anlamalı, imanını ameliyle büyütmeli, miras diye bereketli ürün vermeli.

Millet, namusuna dil uzatan alçakları dilsiz kılmayı, el uzatan hainlerin elini kırmayı, imanını ve ezanını boğmak isteyen düşmanların heveslerini kursaklarında bırakmayı ezbere biliyor olmalı.

Bu yazıyı okuyup gaza geldiğimizi düşünenlere, hemen burada bir çelme takmak da boynumuzun borcu. Soralım:

16 Temmuz sabahı darbeci hainler kazanmış olsaydı Türkiye’yi kimler nasıl yönetecekti, millet ne haldeydi?

Bunu iyi düşünmek, hiç unutmamak ve gerekeni yapmak lazım… İnşaat budur, emlak bu, konut bu!

Rabbimizin sözüne daha çok kulak vermenin, safları sıklaştırmanın, hazırlıkları hızlandırmanın vakti kesinlikle geldi. Kaybedecek zaman yok. Alametler belirdi. Dil ile beden ile mal ile direnişten geçtik. Beden ile, can ile, kan ile direniş safhasına geçtik.

Yeniden, yılmadan, daha güçlü saldıracaklar millete ve ümmete. Şeytanlar, şeytanın aklına gelmeyecek yöntemler deneyecekler.

Hazır mıyız? Dersimize çalıştık mı?

“Demokrasi Oyunu” çoktan bitti. “Müttefik” dediklerinin en büyük düşman oldukları maskelenemez biçimde gözler önüne serildi. Batı ikiyüzlülükte zirveye bayrağını dikti.

Mızrakları çuvala sığdıramamışlar, çoktan göğsümüze dayamışlar.

Şeytanın sağdan soldan önden arkadan yaklaşması gibi yaklaşıyorlar.

“Ama”yı bir uyuşturucu gibi kullanıyorlar.  Silahlarına taktıkları bir susturucu “ama”.

Göz boyama ve göz bağlama sanatının inceliklerini sergiliyorlar.

Evet, bu işte ustalar. Sinsice yaklaşıyorlar ve hak verir gibi zehir veriyorlar zihinlere. Nifak tohumu ekiyorlar yüreklere.

Rabbini ve kendini bilmeyen şeytanı bilemez ve dolayısıyla zulme uzun soluklu direnemez.  

Fatiha’yı bombalıyorlar. İşte, tam olarak oradan başlayacağız savunmaya.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla!…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s