Avukat Görüşme Odası

F tipi cezaevlerindeki avukat görüşme odalarını kalın camdan duvarlar ayırıyor birbirinden.

Görüşmedeyim, yan odaya bir gardiyan girdi. Sandalyenin üzerine çıktı. Tepeye bir kamera yerleştirdi. Kamerayı çalıştırdı. Ardından, tutuklu ve avukatı görüşme odasına alındı.

Gardiyan bununla da yetinmedi: Odanın bir kenarına sandalye çekti ve oturdu.

Bir hayli şaşırdım ve rahatsız oldum.

Suçlu olduğu sabit olmayan biri, avukatı ile yüksek güvenlikli cezaevinde görüşme yapıyor. Avukat da tutsak da didik didik aranmış bir halde getiriliyorlar görüşme odasına. Bu yetmiyor, görüşme için sesli ve görüntülü kayıt alınıyor. Bu da yetmiyor, iki adımlık görüşme odasında, yaşayan bir dinleme ve gözleme cihazı olarak gardiyan bulunduruluyor.  

Tutsak ve avukatı son derece gergin… Kısa bir süre sonra gardiyana bir şeyler anlatırken görüyoruz kendilerini. Suratlar asık. Gardiyanın müdahalesi rahatlatıcı bir müdahale değil belli ki. Duyamıyoruz ama görebildiğimiz kadarıyla sürüyor gerginlik.

Kimse kusura bakmasın, ben bu tabloda hukuk göremiyorum.

Savunma hakkı linç edilmiş, avukatlık mesleğinin ümüğü sıkılmış.

Bu muamelenin FETÖ mensubu olduğu şüphesiyle yargılanan tutuklulara uygulanıyor olması, olağanüstü halde uygulanıyor olması gerçeği değiştiriyor mu?

Yıllardır söylenir, daha yıllarca da söylenmesi gerekir: Türkiye’deki siyasi davalar müthiş hak ihlalleri ve “yanlış”larla doludur. Ergenekon ve Balyoz Davaları -daha dün- nasıl yürüdü, nasıl neticelendi, herkesin malumu.  

Sivas Davası, İslami Hareket Davası, Hizbullah Davası, Hizb-ut Tahrir Davası, Selam-Tevhid Davası ve dahası, yargı skandalları ile örülüdür. Zulüm dağları aşmıştır. Kesin kasıtla, müthiş haksızlıklara imza atılmıştır.

Bunların veballeri sorumluların üzerindedir. Bu dünyadan geçip gidiyorlar ama ahirette çok ağır hesaplar kendilerini bekliyor. Vay hallerine!.. Üç kuruş için tonlarca ah almak! Ne berbat bir ticaret. Keşke görebilseler. (Ama, yakında görecekler. Evet, yakın bir gelecekte görecekler…)

Yukarda aktardığım tabloda suçlu olduğu kesinmiş gibi, teröristmiş gibi muamele gören (öyle olsalar dahi söz konusu muamele meşru olmaz) yüzlerce insanın, 3, 5 veya 10 yıllık yargı zulmünden sonra suçsuz oldukları anlaşılırsa hiç ama hiç şaşırmayız.

(İfadeye çağrılan kişi yurt dışından kalkıp ülkesine geldiğinde “yakalandı” diye haber yapan geri zekalı, azman ve gaz’man medya da şaşırmaz herhalde!)

Tutuklu ve avukatları soktukları o görüşme odaları bana ikna odalarını hatırlattı. Zulümse zulüm…

Türkiye’de yargı, temyiz kudretine sahip olmayan, gelgitler yaşayan atarlı bir ergen gibi hareket ediyor.

Terörle mücadeleye evet, hukuksuzluklara ve zulme hayır diyorum.

Ben şahit olduğum manzara karşısında utandım.

Sizce de utanç verici değil mi?

Bundan bir sonraki adımı söylüyorum, abartılı gelmesin:  

Kamera ve gardiyanın önünde görüşme yapar tutsak ve avukatı… Gardiyan yanında bir sopa bulundurur. Yanlış bir söz duydu mu sopayla insanların kafasına vurma hakkı vardır. Ama bakın, bu hakkı 3 ile sınırlamalı! Tutsağa iki defa, avukata da bir defa vurma hakkı. Bunun yanı sıra, hoşuna gitmeyen bir söz işiten gardiyan, görüşmeyi derhal, hiçbir gerekçe öne sürmeden sonlandırabilmeli. Bu uygulama bazı avukatlar tarafından rahatsız edici bulunabilir ve itiraz edenler olabilir. Gardiyanlara oracıkta tutuklama yetkisi de verilmeli.

Bir kere sınırı aşan için artık sınır yoktur nasıl olsa!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s