Kapatılan İnsan

Hapishane üzerine düşünen, okuyan ve yazan, kendisi de 12 yıl hapis yatmış, iki yüzden fazla kitabın çevirmeni, yazar Işık Ergüden ile “Hapishane Çağı – Kapatılan İnsan” kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Müslümanların gereksiz gündemlere maruz kalmalarını değil kendileri için gerekli gündemleri oluşturmalarını arzu ediyoruz. Zira, bir gündem ile meşgul olmak, insanın sınırlı olan vaktini ve enerjisini tüketmesi demek. Sormalı: Ne amaçla, kimler için tüketiyorum sermayemi?

Hapishane sanki çok normal bir kurummuş gibi bir algı yerleşmiş durumda. “Suç işleyen cezasını çekmek için hapishaneye girer, bunu göze almalı insan, ne yapalım, suç da insan için ceza da” diye düşünülür. Oysa ki bir cezalandırma aracı olarak insanı kapatmak, hele ki daracık bir alana kapatmak, hele hele uzun süreli olarak kapatmak, kesinlikle insan fıtratına aykırı bir uygulama. Bu, sonuçları da gösteriyor ki, doğru değil.

Gayrı insani ve doğal olarak gayrı islami bu kurum, doldur boşalt, gürül gürül işlerken, bu ülkenin Müslüman âlimleri ne işe yararlar? Nerede bu konuda fetvalar? Böylesi bir zulme, uzun süreli tutukluluklara, hükümlülüklere, müebbet hapislere, ağırlaştırılmış müebbet hapislere, insanların diri diri beton mezarlara gömülmesine neden karşı çıkmazlar?

Neden bir âlim de çıkıp şunu demez: “İslam zindanlara cevaz vermez!”

Hapishanelerin ıslah amacı güttüğü bahanesini dillendirecek yüz kalmadı, aklı başında kimsede. O bir yalandı ve çöktü.

Hapishaneler insanları “tamir” etmek değil sadece tahrip etmek ve giderek buruştura buruştura imha etmek üzere kurulu zulüm evleridir. Ev, sıcak-olumlu bir kelime, fabrika demek daha doğru: Zulüm fabrikası.

Hapishanenin varlığı insanlığa karşı utanç verici bir saldırıdır. Buradan hayır çıkmadı, çıkmaz ve çıkmayacak. O halde neden halen bu “modern”, “batılı” cezalandırma yönteminde ısrar ediliyor?

Beni tanımayanlar, avukat arkadaşlarla beş yıldır gerçekleştirdiğimiz cezaevi ziyaretlerinden ve bunlara ilişkin kamuoyu ile paylaştığım 28 yazıdan haberdar olmayanlar, yani bu mesele ile işte bu yazı dolayısıyla haberdar olanlar, şaşırabilirler. Çok iddialı, acayip laflar ettiğimi düşünebilirler. Öyle değil.  

Hapishanede insanları nelerden mahrum bıraktıklarını, Allah’ın yarattığı canlıları doğadan ve doğasından tehcir edenlerin hangi hakları gasp ettiklerini, hiç ama hiç “edebiyat yapmadan” sıralayayım. Liste uzar gider, ben hemencecik aklıma gelenleri yazayım, gerisini siz tasavvur edin.

  • Ana baba hakkı
  • Aile kurma ve yürütme hakkı
  • Akrabalık hakkı 
  • Mahremiyet hakkı
  • Güneşe çıkma hakkı
  • Yağmurda ıslanma hakkı
  • Toprağa basma hakkı
  • Ufka bakma hakkı
  • On beş adımdan öte yürüme hakkı
  • Güneşin doğuşunu ve batışını seyretme hakkı
  • Hayvanları “yakından” sevme hakkı
  • Doğa ile arkadaş olma hakkı
  • Dilediğince okuma, yazma hakkı
  • Sanatla-sporla veya ilimle-irfanla kendini geliştirme hakkı
  • Ötekileştirilmeden, damgalanmadan insanca saygı görme hakkı

One thought on “Kapatılan İnsan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s