Okurlarla Buluşmak

http://www.abana.gov.tr/yazar-mehmet-ali-basaran-ilcemizi-ziyaret-etti

““Gazete Okuyan Tavuk ve Nasrettin Hocanın Bisikleti” kitaplarının yazarı Mehmet Ali BAŞARAN Kastamonu Abana İlçesi Atatürk Ortaokulu öğrencileri ile bir araya geldi.

Kitapları okuyan öğrenciler, yazarıyla buluşmanın heyecanını yaşadılar. Yazar, okumak, yazmak ve edebiyat üzerine bir saat süren eğlenceli bir söyleşi gerçekleştirdi. Okurların yoğun ilgisi ve soruları ile karşılaşan yazar, okuma sevdasını ve yazma uğraşını bir dille anlattı.

Bol bol söz alan duygu ve düşüncelerini ifade eden öğrenciler, söyleşinin ardından yazara kitaplarını imzalattılar.

Yazar Mehmet Ali BAŞARAN, meraklı okurları ile buluştuğu için çok mutlu olduğunu ifade etti. Bu daveti kabul edip öğrencilerle verimli bir söyleşi düzenleyen yazara İlçemiz adına Kaymakamımız Hasan Hüsnü TÜRKER, teşekkür etti.”

Bir Avukattan Çocuk Kitabı

“Mehmet Ali Başaran’ın ikinci kitabı ”Nasreddin Hoca’nın Bisikleti”nde Vuk Gıtgıt’ın maceraları, birbirinden ilginç ve eğlenceli dört masalla, kaldığı yerden devam ediyor. Uğur Şener yazdı.” 

“Mehmet Ali Başaran bir avukat. Masallarında mesleğinden izlere rastlıyoruz sıklıkla. Polisle, savcıyla karşılaştığımız gibi suç ve ceza kavramlarıyla da yüz yüze geliyoruz.

Çocuk yahut yetişkin, bütün okurları gülümsetecek ve mutlu edecek bir yazar Mehmet Ali Başaran. “Tanışınca” bana hak vereceksiniz!”

http://www.dunyabizim.com/kitap/26211/bir-avukattan-cocuk-kitabi-nasreddin-hocanin-bisikleti

http://www.felahkitap.com/2017/04/bir-avukattan-cocuk-kitabi-nasreddin-hocanin-bisikleti/

http://www.kuremedya.com/bir-avukattan-cocuk-kitabi-nasreddin-hocanin-bisikleti-14694h.html#.WOOdy2nyiM8

http://islamianaliz.com/haber/bir-avukattan-cocuk-kitabi-nasreddin-hocanin-bisikleti-52535

 

*Serinin ilk kitabına dair:

http://www.dunyabizim.com/mehmet-ali-bac59faran/19997/merakli-bir-tavuk-hayvanlar-leminde-gezintide

Vuk Gıtgıt Star’da

İlhami IŞIK

08 Ekim 2016 Cumartesi

Gazete Okuyan Tavuk: Vuk Gıtgıt ve Nasreddin Hoca’nın Bisikleti!

http://www.star.com.tr/yazar/gazete-okuyan-tavuk-vuk-gitgit-ve-nasreddin-hocanin-bisikleti-yazi-1147788/

Bütün mesele her şeyin değerini bilip, hiçbir şeyin fiyatını bilmemekle ilgilidir; çünkü başka türlü yaratıcılığın sınırlarında aylakça gezinemez, hayaller kuramaz, fantaziler geliştirip başka türden bir algı için, bambaşka bir hissiyat için “kıskançlığın ilahi kırbacıyla” arzularımızı kışkırtamayız. Oysa hayat akmaya devam ediyor ve biz bütün gerçekliğin bildiklerimizden ibaret olduğunu ısrarla inatla savunuyoruz. Bazen küçük, minnacık bir şey kendiliğinden, öylesine gelip duyularımıza çarpar ve zihnimizi harekete geçirir. Artık başka bir gerçekliğin içinde buluruz kendimizi.

Bu cumartesi sabahı yüzünüzde oluşacak o tatlı gülümsemenin nedeni- ki aynı zamanda benim bu yazıyı kaleme almamın nedenidir- Vuk Gıtgıt adlı dünya tatlısı hikaye kahramanının, belki klişe olacak ama gerçekten de hem güldüren hem de düşündüren şahane maceralarıdır. Ali Baba’nın çiftliğinde 3-L sınıfında öğrenci, gözlüklü, sırt çantalı, beyaz ve 2 kilo 600 gram ağırlığında, ‘’Denizli’’ doğumlu olan kahramanımız, sıkı bir gazete okuyucusudur. O sadece pasif bir gazete okuyucusu değildir; okuduğu her haberin peşine düşen ve kısa süre sonra o haberin bir parçası olan çok duyarlı bir “Hayvan Hakları” savunucusudur.

Bugün bu yazıda size kitaptaki hikayeleri özetlemeye çalışmayacağım, bu büyük keyfi elinizden almayacağım!. Tıpkı benim yaptığım gibi siz de bir biçimde bu kitabı edinir ve zevkle çocuğunuz ya da torununuz ile birlikte okursunuz. Sizi temin ederim ki pişman olmayacaksınız.

Bir çocuk kitabı olmasına rağmen Mehmet Ali Başaran’ın yazdığı “Gazete Okuyan Tavuk” ve “Nasreddin Hoca’nın Bisikleti” adlı iki kitap, aslında aynı kahramanın (Vuk Gıtgıt) kesintisiz serüvenlerinden oluşuyor. Ama kitaptaki her öykü ahlaki değer ve etik sonuçlar bakımından, bizi biz yapan insani değerlerin, parlak “alegorik” anlatısıdır. İnsani varoluşun, bir başka aynadan görünümü ve idrak edilme halidir.

Bu anlamıyla Mehmet Ali Başaran, insan ve hayvan pozisyonlarını ters yüz ederek, bize hem unutmaya meyilli olduğumuz değerleri hatırlatıyor hem de yaratıcılığımızı kamçılayarak, olay, olgu ve değerleri yeni baştan ama başka bağlamlar içinde değerlendirmeye davet ediyor. Öyküleri okudukça aslında meselenin basitçe bir “hayvan hakları” meselesi olmadığını anlıyor ve varlık nedenlerimizi ister istemez sorgulamak durumunda kalıyoruz.

Mesela ilk kitap olan “Gazete Okuyan Tavuk” … “Bir Kitabın Hazin Sonu” adlı öyküde yazar, “Borçlar Kanunu” kitabının rafından düşüş hikayesine odaklanır. Borçlar Kanunu adlı kitap günler öncesinden rafından düşmüştür ve bu durum hiç kimsenin dikkatini çekmemiştir. Bana kalırsa bu hikaye kendi başına “Popüler Kültürün” en sıkı eleştirisidir.

“Rakamların Masalı” firar eden 1 rakamının yol açtığı “güvenilmez”, hesaplanamaz dünyayı anlatır. Öyle ya bütün masallar şöyle başlamaz mı? “Bir varmış bir yokmuş” 1 gerçekten yok olduğunda yerine koyacak neyimiz var? Söz gelimi toplumsal ilişkilerimizin içinden, sevgiyi, saygıyı, dayanışmayı ve merhameti çıkardığımızda yerine ne koyacağız? Kusura bakmayın koyacak hiçbir şeyimiz yok.

İkinci kitap, ironik olarak Nasreddin Hoca’nın “Eşeği” yerine “Bisikleti” koyar. Bir kayıp hikayesi bağlamında Mehmet Ali Başaran, Ahlak ve Adaleti tartışır. Hikaye gelişip aktıkça, ahlak ve adaletin nasıl da iç içe geçmiş iki değer ve olgu olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Edebiyat, kendini gerçeğin yerine ikame etmez. Edebiyat, kendine “bilim” gözü ile bakmaz. Edebiyat, bize gerçeği, hakikati başka biçimde başka saikler içinde hissettirir. Zaten edebiyatın varlık nedeni ve eğer olursa bir görevi, o da bundan ibarettir.  Kapağının üstünde kocaman harflerle “ben romanım, ben hikaye kitabıyım” diye yazan kitaplardan bize mutlak hakikatleri anlatmasını bekleyemeyiz. Bu saçma olur. Çünkü bizim, kendini hakikatleri anlatmakla sınırlamış başka disiplinlerimiz var. Tarih gibi, felsefe gibi, psikoloji gibi, sosyoloji gibi v.s.

Mehmet Ali Başaran, bu gerçeklerin bilincinde bir yaratıcı olarak kendini konumlandırıyor ve bize çocuk hikaye kitapları aracılığıyla hissettire hissettire şahane öyküler anlatıyor. “Beyan yayınlarından” çıkan bu değerli iki çocuk kitabı, her türlü ilgiyi ve desteği hak ediyor.

Söyleşi

İlk kitabımla ilgili bir söyleşi…

Bugünlerde ikinci çocuk kitabı yayınlanan Mehmet Ali Başaran ile ilk kitabı Gazete Okuyan Tavuk üzerine bir söyleşide bulunduk. Bir hayli geciken bu söyleşiyi istifadenize sunuyoruz.

*

Neden çocuk kitapları yazıyorsunuz diyerek başlayalım?

Savaş, terör, yoksulluk…  Çok adaletsiz bir dünyada yaşıyoruz. Çocukların başına neler geldiği ortada. “Ben öyle bilirim ki yaşamak berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır” diyor şair, Sevgilim Hayat adlı şiirinde. Çocukları gülümsetmek ve mutlu etmek için yazıyorum.

Nasıl yazıyorsunuz? Kurgu, hikâye, tema zihninizde nasıl oluşuyor? İlham vs inanır mısınız?

İlhama değil idmana inanırım. Her gün en az iki saat kitaplar arasında düz koşu yaparım! Nasıl yazıyorum? Büyük yazarların ne yazdıklarına ve nasıl yazdıklarına bakarak…  İyi bir okur olmaya çabalıyorum. Yazarlığım cabası.

Severek okuduğunuz çocuk edebiyatı yazarları kimler? Hikâyelerinizin benzediği isimler var mı? Ya da özendiğiniz,  “keşke bunu ben yazsaydım”, dediğiniz kitaplar var mı? 

Kendimi en çok Samed Behrengi’ye yakın hissediyorum. Severek, coşkuyla okuduğum yazarlar Arnold Lobel, Gianni Rodari, İtalo Calvino gibi isimler. Türkçe edebiyatta Sevim Ak-Behiç Ak, Cahit Zarifoğlu, Salih Zengin aklıma geliyor. Kemalettin Tuğcu’ya üzülür, kıyıda köşede kalmış kitaplarını okurum. Yeşilçam filmleri izlemek gibi bir alışkanlık benim için.

Küçük Kara Balık, Mutlu Prens, Karanlıktan Korkan Baykuş, Kurdu Kurtaran Kuzu, Martıya Uçmayı Öğreten Kedi, “keşke bunu ben yazsaydım” dediğim, harika kitaplardan bazıları.

Gazete Okuyan Tavuk kitabınıza gelecek olursak neden tavuk figürü? Bunun bir anlamı olmalı? Benim bir tahminim var ama önce sizden dinlemek isteriz.

Mübarek hayvanlar denince benim aklıma ilkin İnek ve Tavuk geliyor. Tavuk, çocukluğumda bize en yakın hayvandı. Birlikte çok vakit geçirdik kendileriyle. İkramlarıyla kahvaltılarımızda önemli bir yer tutan bu hayvanlar çok saf ve sevimliler, öyle değil mi? Bir tavuğun yanlışını göremezsiniz. Öte yandan, onca yumurta yedik, hangimiz dönüp de bir tavuğa “Allah razı olsun!” dedik, teşekkür ettik. Böyle şeyler yapmıyoruz. Açık konuşalım, kabalık bu, vefasızlık!

Kahraman olarak genelde erkekler öne çıkmıştır. Bizimki erkek değil ama öne çıkıyor. Sıra dışılığı biraz da buradan geliyor, ister istemez.

Şimdi sizin tahmininizi dinleyelim.

  • Ben modern insanın yazgısının tavuk ile çok benzeştiğini düşünüyorum. Tavukların entegre tesislerinde başına gelenlerin aynısı biz insanoğlu için de geçerli. Güneş görmeden, kapalı alanlarda yaşamak, hemen büyümek, hızlıca yaşamak, hormonlu, aşılanmış ve ilaçlarla büyümek, suni gıdalarla daha doğrusu ürünlerle beslenmek, makinelerden sonra paketlenmek vs çok benzer bir ömür sürdüğümüzden tavuklarla aynı trajediyi paylaşıyoruz ne yazık ki. Bunu tahmin etmiştim ama değilmiş.

Kitabın ağırlıklı temasının medya olması çok önemli bana göre. Karakterimiz tavuk, gazete okuyor. Okuduğu haberlerin ardına düşüyor. Ama bir bakıyor ki gerçek, gazetede yazan haber gibi değil. Bu, çok nadir gördüğümüz bir mesaj çocuk kitaplarında. Aslına bakarsanız sosyal medya sayesinde enformatik cehaleti artmış bir çağında, Toffler’in üçüncü dalga dönemindeyiz. Ve hala haberlere mi inanıyoruz? Çocukların medyayla olan ilişkisine fabl örneklerinizle çok güzel yaklaşmışsınız. Çocuk ve medya ilişkisi sizce nasıl olmalı?

Bize bir haber geldiğinde onun doğruluğunu araştırmalıyız. Bu haber bize kimden geliyor? Gerçek mi? Ya da “gerçek” ne hale getirilmiş? İktidarlar tebaa ister, sorgusuz sualsiz itaat ister. Bizse sorgulayıcı olmalıyız, dünyayı ilkelerimizle okumalıyız. Tedbirimiz ve teklifimiz bu.

Örgüt, insan hakları, miting, hak ihlalleri, mücadele vs derken bir toplumsal hareketlilik görülüyor kitapta. Bunun adı siyasallaşma elbette ki. Çocuklarımıza eleştirel olmayı nasıl anlatmalıyız?

Aklı muhafaza etmeyenlerin, devre dışı bırakanların, kiraya verenlerin düştükleri utanılası halleri göstererek, ibretlik hikâyelerini anlatarak.  “Allah aklını kullanmayanları pisliğe mahkûm eder”. Kullanılmayan akıl, yok hükmündedir. Eleştirel olmak, akletmekle, akleden kalple yürümekle mümkün bana kalırsa. Bunu her daim gündemimizde tutsak iyi olacak.

Mesleğiniz avukatlık. Cezaevi görüşmeleri yapıyorsunuz. Pek çok drama ve haksızlığa uğramış insana şahit oluyorsunuz. Öte yandan dar zamanlar’dan geçiyoruz. Gördüğünüz bunca zulüm, haksızlık ve savaşlara rağmen kitaplarınızda öfke yok, sığ bir ideoloji yok, nefret yok. Bu konuda ne söylersiniz?

Sevgi, derim. Hepimiz Hz. Âdemin çocuklarıyız. İnsan’dan umut kesemeyiz.

İkinci kitabınız “Nasreddin Hoca’nın Bisikleti” hayırlı olsun. Benzer hikâyeleri orada da mı okuyacağız?

Evet, bir devam filmi.

http://www.felahkitap.com/2016/09/mehmet-ali-basaran-insandan-umit-kesemeyiz/

 

Nasreddin Hoca’nın Bisikleti

İkinci kitabım “Nasreddin Hoca’nın Bisikleti” yola çıktı! 

Bi’ tur atmak isteyen okurlara tebessüm ve sürpriz vaad ediyoruz.

Nasreddin Hoca'nın Bisikleti

“İkinci işinde de yakayı ele veren bir hayvan çetesi, hamam sevdalısı şaşkın bir inek, acayip laflar eden kitaplar, dertli bir Ceviz Ağacı, Nasreddin Hoca’nın talihsiz bisikleti ve daha niceleri…
 
İlk kitap “Gazete Okuyan Tavuk” ile başlayan eğlenceli macera devam ediyor. Sırtında çantası, gözünde gözlüğü, ayağında şıpıdık terlikleriyle fırt fırt yürüyen kahramanımızı takip edin. Her yaştan okuru içine alacak farklı bir dünyaya açılıyorsunuz.”  

http://www.kitapyurdu.com/kitap/nasreddin-hocanin-bisikleti/401460.html&filter_name=mehmet%20ali%20ba%C5%9Faran

Yayın öncesi eleştirileriyle kitaba zenginlik katan arkadaşlara, bilhassa Adalet Canlı Akbaş, Neslihan Uyanık, Emre Berber, Sena Gürçay, Nevzat Güngör, A. S. Durmaz, Büşra Bulut, Ammar Kılıç ve eşim Sema Erdoğan Başaran’a teşekkür ederim.

Özel olarak teşekkür borçlu olduğum iki kıymetli insan daha var. Kitapların hazırlık süreçlerinde bürolarını daha çok kütüphane ve yazıhane olarak kullandığım Avukat Önder Gümüş ve Avukat Abdulhalim Yılmaz…

Okurlarla…

Ortaokul öğrencileriyle yine eğlenceli bir buluşma, bol muhabbet ve güzel anılar…

Beni okuluna davet eden, okurlarımla bir araya getiren Kemal Hasoğlu İmam Hatip Ortaokulu pek gayretli Müdür Yardımcısı Müzeyyen Yılmaz’a teşekkür ederim. 

(*Fotoğraflar, üzerlerine tıklayınca hoplayıp zıplar!)

http://kemalhasogluimamhatiportaokulu.meb.k12.tr/tema/icerikler/gazete-okuyan-tavuk_2424877.html

söyleşi söyleşi 1

söyleşi 2 söyleşi 3

‘Gazete Okuyan Tavuk’ Arapça’da

http://www.felahkitap.com/2016/02/gazete-okuyan-tavuk-iki-dilde-daha-yayinlaniyor/

Okurlarla ve çocuklarla buluşmak için sınırları aşacağız inşallah.

Yayınevinden ve çevirmenlerden güzel haberler geliyor Allah’ın izniyle.

Gazete Okuyan Tavuk 3. baskıya girmeye hazırlanıyor.

Ali Fikri Işık tarafından Kürtçe‘ye çeviriliyor.

Son olarak Muhammed Ekrem Çavuş tarafından Arapça çevirisine başlandı.

Arapça’nın kocaman dünyasına açılmadan önceki durağımız kamplar olacağa benziyor. Suriyeli çocuklara yüz binlerce kitap hediye etmek niyetindeyiz.

Tavuk, Leopar, Martı, Bufalo, Kanguru, çevirmenler ve bendeniz, maceraya başka dillerde devam etmek niyetindeyiz.

Teşekkür ederiz.