40 Kitap

http://www.on5yirmi5.com/haber/kultur-sanat/kitap/208301/iste-cocuklariniza-okutabileceginiz-40-kitap.html

Ortama 9 yaş ve üzeri çocukların keyifle okuyacağına inandığım kitaplar arasında en beğendiklerimi listelemeye devam ediyorum. Listeyi daha nitelikli hale getirmek için okumayı sürdürüyor ve ekleme-çıkarma yapıyorum.  

Yeni yazarlar ve güzel kitaplarla tanıştıkça genişleyecek listede halihazırda 40 kitap bulunuyor. 

Çocukların sevdikleri kitapları büyükler de keyifle okur ve ibret alır. Listenin, “çocuğuma hangi kitabı alsam, bilemiyorum ki” diyen büyükler için birden fazla anlamda yol gösterici olacağını düşünüyorum. 

Hayırlı yolculuklar! 

Child opened a magic book

Bastıbacak Virgül – Mehmet Güler – Nesin Yayınevi

Noktalama işaretinden unutulmayacak bir kahraman çıkaran zekâyı, mizahı, edebiyatı saygı ile selamlayalım! Akıcı, muzip ve yer yer şiire evrilen üslubu ile benzersiz bir tat ihtiva ediyor. Kitap üst düzey kalitedeki resimlemesi ile çıtayı, “göz göre göre” yükseltiyor.

Bisküvi Kutusundaki Martı – Doğan Gündüz – Can Çocuk

Çocuk olmaktaki duruluğu ve özgünlüğü yetişkin olmaktaki sıradanlık ve yılgınlıktan ayırt eden, gösterge niteliğinde bir kitap. Çocuğun seveceği, yetişkinin, neyi kaybettiğini fark edeceği bir sanat eseri ile karşı karşıyayız.

Mavi Gezegenin Hikâyesi – Andri Snær Magnason – Pegasus Yayınları

Bir çocuk kitabının nelere kâdir olduğunu gösteren harika bir örnek. Köleleştirici dünya düzenini, insanların zaaflarını ve savaş gerçeğini derinlemesine paslarla, sevgiyle yoğurarak, zekice anlatan kitap, aldığı ödüllerin hakkını fazlasıyla veriyor. Unutmak kolay olmayacak.

Yıldız Tozu – Mustafa Kutlu – Erdem Çocuk

Türk hikâyeciliğinin usta kaleminden çocuklar için iki sıcacık, yumuşacık hikâye… Kitabın resimlemesi de usta işi.

Hayatın O Güzel Şarkısı – Jose Mauro De Vasconcelos – Can Çocuk

Şeker Portakalı’nın yazarından yine duygu yüklü bir kitap… Bu defa havyanlar ve doğanın gözüyle anlatılıyor hikâyeler. Kuş, Balık, At ve Ağaç, dört hikâyenin kahramanları. Bu kitaptan sonra dahi “hayvanlarınızı” özgürleştirme yoluna gitmiyorsanız, sizinle işimiz var demektir!

Ayı Olmayan Ayı – Frank Tashlin – Hayykitap

Ayımız kış uykusundan uyandığında başına çok acayip bir felaket geliyor. Bu kitabı bir bardak çay içerken okuyup bitirebilirsiniz pekâlâ. Ne var ki bu harika hikâye üzerine 10 saat konuşsanız azdır. İlkokulların yanı sıra üniversitelerde de ele alınması gereken, ibretlik bir kitap.

Sinir Küpü – Manfred Mai – Çizmeli Kedi Yayınları

Alman Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Akademisi, En İyi Çocuk Kitabı Ödülü sahibi bir kitap. İyi bir ödülü gerçekten hak eden, son derece yalın bir dille yol alan, sürükleyici olduğu kadar ibret dolu bir kitap. Çizmeli Kedi az ama nitelikli kitaplar yayınlıyor görebildiğimiz kadarıyla.

Puf, Pufpuf, Cuf, Cufcuf ve Cino – Sevim Ak – Can Yayınları

Sevim Ak da Behiç Ak gibi işinin ehli. Bu kitap Sevim Ak dünyasına iyi bir giriş olabilir. Yine de emin değilim. Şu var ama: ismi gibi kendi de sempatik kazların macerasını gülümseyerek okuyacaksınız. Dublajsız, muzipli.

Çıtı Pıtı Bir Kedi – Renan Özdemir – Kelime Yayınları

Bir kedi olduğunun bile farkında olmayan, kendini bildi bileli bir apartman dairesinde yaşayan Çıtı’nın minicik dünyasından sokağa ve hayata açılıyorsunuz sözcük sözcük, cümle cümle. Ev hapsindeki bir kedinin peşine takılan okur, keyifle ve keşifle “içli dışlı” bir yolculuğa çıkıyor!

Savaş Atı – Michael Morpurgo – Tudem Yayınları

Bir çocuk ile çok sevdiği atı arasındaki dostluğu ve kendilerini içinde buldukları savaşın anlamsızlığını anlatan usta işi bir kitap. Hikâye atın gözünden anlatılıyor. Atlara ve hayvanlara gören gözle bakmayı sağlayacak, okuyana zenginlik katacak bir kitap.

Nasreddin Hoca Fıkraları – Hazırlayan ve Resimleyen: Fatih M. Durmuş – Pan Kitap

Boyutları, kağıdı, tasarımı ve çok sevimli resimleri ile çikolatalı lokumu andıran bir kitap. Bir mizah ve sanat eseri. Son sayfasında okuru “güle güle” diyerek yolcu eden sempatik şey!

Resimli Hayal Ansiklopedisi – Şener Şükrü Yiğitler – Elma Çocuk

Çocukluk denilen masal dünyasına, derinlemesine bir yolculuk. Cepte gidiş bileti, dönüş bileti yok. İsminin güzelliği içine yansımış bir kitap. İçine tarçın, karanfil gibi duygular konulmuş, demli taze çay. Afiyet olsun.

Baykuş Evde Tek Başına – Arnold Lobel – Kelime Yayınları

Lobel’in Kurbağa’sıyla, Çekirge’siyle, Fil’iyle tanışmanız lazım. Elbette Baykuş’u ile de… Bu kadar az kelime ile bu denli çok şey nasıl anlatılır? Hikmet, böyle kısa ve öz, böyle sade, böyle sempatik nasıl resmedilir?  Ayaküstü okunabilecek lakin hayatta unutulmayacak hikâyeler. “Gözyaşı Çayı” mesela, 213 kelimeden oluşan tebessüm dolu bir destan.

Kalp Ustası – Osman Koca – Beyan Yayınları

Soğuk bir sabah vakti sıcak, leziz bir çorba içmek gibi hikâyeleri… İçinizi ısıtacak. Kelimeleri yorgunluk belirtisi göstermeden şırıl şırıl akan hikâyeleri…. İçinizi serinletecek. Gece yürüyüşünü andıran, ekmek kokan hikayeleri size kendinizi iyi hissettirecek, içten içe.

Matilda – Roald Dahl – Can Yayınları

Kendine has tarzı ve eğlenceli diliyle öne çıkan çocuk kitaplarının usta ismi Roald Dahl’ın en iyi kitabı. Süpsürükleyici. Mütevazı minik süper kahramanımız Matilda ile etrafa dehşetle nam salmış anti kahraman kocakarı Bayan Trunchbull arasında geçen bir mücadele. Sonunda hak edenler kazanıyor. Kitap her sayfasıyla okurun yanına kâr kalıyor!

Her Güne Bir Hayvan – Eric Mathivet – YKY

Birbirinden ilginç hayvanlar hakkında merak edilenler. Anlatım, çizim, tasarım, ebat, kağıt, renk seçimleri 10 numara! Her yaştan okur için kıvamında mizah, kıvamında detay.  Hop oturup hop kalkan hayretlere, zıp zıp zıplayan meraklar eşlik ediyor! Bu kitap tam bir protein deposu. Destursuz girebilirsiniz. Buyrun.

Kurdu Kurtaran KuzuMaritgen Matter – Nesin Yayınevi

Sıra dışı bir kurt ile kuzu hikâyesi. Yine niyeti bozuk bir kurdumuz var ancak bu defa karşısında yeryüzünün en cana yakın ve saf kuzusu duruyor. Her yanından iyilik akan, ‘ayy yerim ben seni!’ diyeceğiniz bir kuzucuk. Neticede yenilmeyecek! Bu kısa hikâyenin çizimleri de sempatik.

Karanlıktan Korkan BaykuşJill Tomlinson – Hayykitap

Şlop şişko, çarpık bacaklı, tüylü ve de sevimli mi sevimli bir yavru baykuş. Çok zeki bir hayvancağız olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Böylesini görmediniz. Şlop’un anne babası da peygamber gibiler. Ne var ki şu hayatta iki büyük derdi var bizimkinin. Bir, karanlıktan korkuyor. İki, iniş yapmak konusunda biraz beceriksiz. Neyse, siz Şlop ile tanışana kadar o bu işleri hale yola koyacaktır.

Bir Şeftali Bin Şeftali – Samed Behrengi – Can Yayınları

Apolitik, fastfood tatsızlığında, boyalı, barbili, mırın kırın kokan, ııı mııı eden, vıcık vıcık kitapları çöpe atın. Samed Behrengi size “iyi uykular” değil, “günaydın” diyor. Küçük Kara Balık’ı okumuşsunuzdur. Bu defa dalından kopmuş bir şeftali anlatıyor hikâyeyi. Bundan böyle şeftali yerken, Behrengi’nin Şeftalisi aklınıza gelecektir. Boyun eğmeyen bir Şeftali.

Mutlu Prens – Oscar Wilde – İş Bankası Yayınları

Müthiş bir zeka ürünü, leziz mi leziz bir mizah sonucu, zımba gibi bir kitap. İyi bir çocuk kitabı sadece çocuklar için değil, yetişkinler içindir de. Yetişkinler için de değerli, eğlenceli ve esinleyici. Mustafa Ruhi Şirin boşuna demiyor: “Her masal galipleri ve mağlupları ile bir savaş alanı. Eğer masallar üzerine kuyu kazar gibi düşünürsek politika sanatı’nın birçok girift noktasını masallarda bulabiliriz.”

Momo – Michael Ende – Kabalcı Yayınları

Momo ya da zaman hırsızlarının ve çalınmış zamanı insanlara geri getiren çocuğun tuhaf öyküsü. Avrupa Gençlik Kitap Ödülü Şeref Listesi’nde yer alan, 38 dile çevrilmiş efsane bir kitap. Yazarın hayal gücü karşısında saygıyla eğiliyorsunuz. Derken yeni bir Michael Ende kitabı okumak için derhal harekete geçiyorsunuz. Bitmeyecek Öykü’yü, sonracığıma, Özgürlük Hapishanesi’ni elinize alıyorsunuz. Kaçarı yok!

Pinokyo – Carlo Collodi – İş Bankası Yayınları

Piyasada yığınla çocuk klasiği çevirisi var. Ne var ki çoğu özensiz, kötü, çakmanın çakması kitaplar. Çok az yayınevi özenli, kaliteli iş yapıyor. İş Bankası Yayınları onlardan biri. Kitapları orijinal aslından, eksiksiz çevirileriyle sunuyor. Kaldı ki bazıları 100 Temel Eser içinde yer alan bu klasikleri çok uygun –sabit – bir fiyata (3 TL) satmaları ayrı bir güzellik. Pinokyo sevimli sempatik, hayli naif bir kahramanmış. Tadı damağımda kaldı.

Ağaca Tüneyen Baron – Italo Calvino – YKY

Usta yazarın, soylu bir aileden gelen, on iki yaşındayken babasına isyan edip ağaca çıkan ve bütün ömrünü ağaçlar üstünde geçiren bir çocuk üzerinden kurduğu ütopyayı okuyorsunuz. Güçlü kalem, yaratıcılık ve derin göndermeler bir arada. Bu da mı “çocuk kitabı”!? Atalarımız adlı üçlemeye ait bu kitap bir nevi insanlık tarihi hikâyesi. Her yaştan okur için.

Kır Kurdu Kitap Kurdu – Bibi Dumon Tak – İletişim Yayınları

Tibet Öküzü’nden Ebabil Kuşu’na, Mirket’ten Bonobo Maymunu’na birbirinden ilginç 40 hayvan anlatılıyor bu kitapta. Her hayvan bir mucize. Yok artık, diyorsunuz, daha neler! İnsanın aklı almıyor. İnsan hayvanları layıkıyla tanıyınca “hayvan” diye hakaret etme cahilliğinden sıyrılmakla kalmıyor, üstüne bir de, hayvanlara “sayın” diyerek hitap edesi geliyor. Kitap Allah’a inanmayanları yine kabak gibi ofsatta bırakırken, iman edenlerin imanını arttırıyor. Anlatımı 10 numara.

Bir Masal Anlat – Filiz Özdem – YKY

15 yazar 15 masalı yeniden anlatıyor. Herkesin bildiği masallar bu defa günümüzde geçiyor. Öyle ki Gezi Olaylarına da yer var, Barış Gelini’ne de… Masallar yeni biçimler ve ruhlar kazanırken hissediyorsunuz, yaratıcılık kıvıl kıvıl. Asıllarından iyi diyeceğimiz hale gelmiş masalların çoğu. Yorum’un, yeniden yazım’ın gücüne inanıyorsunuz.

Şeker Portakalı – Jose Mauro De Vasconcelos – Can Yayınları

Vasconcelos’a göre insanın düş gücü yardımıyla ortaya çıkarttığı özel bir yeteneği vardır. O da gerçeği değişik biçimlerde tahayyül ederek güzelleştirmek ve yüceltmektir. Dolayısıyla insan, çocuk kalbinin derinliklerinde gizli olan bu yeteneği koruduğu sürece mutluluk kapısını aralar, diyor Üzeyir Gündüz, Şeker Portakalı’nın yazarını, “acıların mayaladığı bir yazar” olarak tanıtırken. “Öylesine rahat, öylesine akıcı, öylesine samimi bir dil kullanıyor ki, sanki yazar olmaya çalışmamış da anasından yazar olarak doğmuş.” Vay be!

Şişkonun Bütün Adamları – H. Salih Zengin – Ağaç Yayınları

Nane, Filozof, Sırık, Palaska, Fıçı, Dört İşlem, Pasaklı, Keçe ve Tırmık. Bir yurtta kalan bu dokuz kahramanın başı, belletmen Kılkuyruk ile fena halde derttedir. Asıl dert gerçekte Kılkuyruk değil, birbirleridir. Mizahın ve hüznün kol kola yürüdüğü “Şişkonun Bütün Adamları” her yaştan insanın zevkle okuyacağı kaliteli bir çocuk romanı…Yazar bir ıslıkla, şişkonun bütün adamlarını toplamış, 14 yıl sonra serinin 2. kitabı da yayınlanmış. Maceraya devamla…

Geyçek Kuybağa Pyens – Kaye Umansky – Çizmeli Kedi Yayınları

Dili ve mizahı üst düzey bir kitap. İlk sayfasından son sayfasına bu kadar eğlenceli bir kitap daha okumadım. Çizimleri de bir hayli komik. Kurbağa Prens hikâyesinin gerçekte nasıl olduğunu okuyun da ağlayın! Veya gülmekten ölün. Tercih sizin.

Kitaplardan Korkan Çocuk – Susanna Tamaro – Can Yayınları

Kitaplardan Korkan Çocuk, Susanna Tamaro’nun en sevilen çocuk kitabı. “Küçük Leopold, daha sekiz yaşındadır, gerçekten de kitaplardan çok korkmaktadır. Her yıl olduğu gibi sekizinci doğum gününde de, annesiyle babasının getirdikler armağan paketini heyecanla açar, ne yazık ki, o çok sevdiği, sahip olmak için can attığı bir çift koşu ayakkabısı yerine parlak kaplı iki kitapla burun buruna gelir. Hıçkırarak ağlamaya başlar. Kitapları öfkeyle yere fırlatır, gider odasına kapanır. Annenin babanın üzüntüsü büyüktür. Leopold de kendince haklıdır. Çünkü hangi kitabı açsa kara kara harfler, kara kara lekeler havalarda uçuşmakta, çocuğun başı dönmektedir. Oğullarının bu kitap korkusu hastalığını yenmek için annesi babası çareler ararlar, onu doktora götürürler, cezalandırma yoluna başvururlar. Sonunda Leopold, çareyi evden kaçmakta bulur. Kitap okumayı seven çocuklar ona kızmasınlar. Çünkü Leopold de haklı. Ama zaten bu kitabın büyüleyici yanı, onun evden kaçmasıyla başlıyor.”

Hayvan Öyküleri – Hüdayi Kalender – Uğurböceği Yayınları

Gerçek hayattan alınma, yaşanmış, yaşayanlarca anlatılmış 25 öykü. Hayvanların zekâları, dayanışmaları, fedakârlıkları karşısında insan hayret ediyor, ister istemez büyüleniyor. Hayatı paylaştığımız hayvanlara bakışımız olması gereken saygı ve sevgi seviyesinde değil ne yazık ki. Bu kitap bilhassa doğadan kopartılmış ortalama şehirli ve ortalamanın altında şuurlu insanları çok şaşırtacak. Bereketli hayretler içinde kalacak veya hayretlerinizi tazeleyeceksiniz. Her halükarda kârdasınız. Tipik bir kitapsever gibi. Siz kitapları severseniz, kitaplar da sizi sever.

Martıya Uçmayı Öğreten Kedi – Luis Sepulveda – Can Yayınları

Küçük Prens değil Küçük Kara Balık’tı benim favori kitabım. Bu kitabı okuyana dek! Omzunuza şirin bir kuş konsun, nasıl bir his kaplar içinizi. İşte böyle! Bir çocuk kitabı nasıl olmalı, büyüklere nasıl okutacağız bu kitapları sorularına verilmiş şık bir cevap.  Hızlı, muzip, zekice kurgulanmış, bol şenlikli bir eğlence. Üstelik derince. Dile kolay: 48 dile çevrilmiş bir roman. Maceraya bekleniyorsunuz.

Gagalar, Patiler ve Başka Güzel Şeyler – Faruk Duman – Can Yayınları

Hayvan dostlarımızın dünyasına yakından bakıyorsunuz. İç açıcı, nefes açıcı, sevgi açıcı, ilgi açıcı denemelerin elinden tutup ilerliyorsunuz. Hayvan deyip geçmiyor, hayretlerinize hayretler ekliyorsunuz. Bütün bunları hiç sıkılmadan yapıyorsunuz. Yetmez mi?

Ortanca Balık – Hanzade Servi – Tudem Yayınları

Bu kitabı karım okuyor, ben dinliyordum. Hatırlıyorum, özellikle yarısına gelene kadar güle güle bir hâl olmuştum. Öyle ki az kalsın kanepeden yuvarlanıyordum! ‘Bu kitabın yazarı olmayı çok isterdim’, dediğim, bilmem kaçıncı kitaptır. Hoş tatlardan bir başkası kalıyor geriye, sizinle. Yepyeni bir meyve tadar gibi. Uruguay’da mesela.

Aisopos Masalları – Nurullah Ataç – YKY

Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit misali, hayvanlar aracılığı ile insan’a insanları anlatan kıssadan hisse, atasözü tadında masallar. Hayvan masallarının atası, üstadı Ezop’tan geliyor. Nurullah Ataç titiz bir çeviri ile eşlik ediyor. Türlü türlü hayvanlık halleri insanlara çok şey söylüyor. YKY yine güzel bir baskı yapmış. Çikolata gibi kitap arkadaş. Gel vatandaş!

Don Kişot – Erich Kastner  – Can Yayınları

Müthiş bir kitapla tanıştırıyor yazar çocukları. Büyüyünce Türkçe’de YKY tarafından yayınlanan (Kazım Taşkent Serisinde) İki Ciltlik Don Kişot’u muhakkak okuması gereken çocuklar için hazırlık sınıfı! Büyük kitabın şanına yaraşır bir tanışma, büyük bir ziyafete layıkıyla hazırlık diye buna denir.

Güneşi Bile Tamir Eden Adam –  Behiç Ak – Günışığı Kitaplığı

İsmi ele veriyor kendini, önemini. Bu çağın çocuklarını tüketim çılgınlığının şerrinden koruyacak ilaç gibi bir kitap. Karikatürcü, çizer, yazar Behiç Ak, dünü bugüne bağlıyor. Bağlarken ak’lıyor. Tamir Sevaptır, demiş Mustafa İslamoğlu. İslam’dan hiç “bahsetmeyen” bu kitaplar çocukları İslam’ın, temiz fıtratın, doğanın oğlu veya kızı yapacak. İnsanlığın ortak iyiliği tecelli edecek. Dünya daha güzel bir yere gelecek, yaşamak nimeti, daha fark edilesi hale gelecek.

Para Diye Birşey – Fatma Börekçi – Salıncak Yayınları

İşte kıyıda köşede kalmış iyi bir kitap daha. Dili çok iyi. Kulağı çok iyi. Burnu iyi. Gözleri keskin. Sınıfta geçen 15 öykü. Bir bardak ılık süt içer gibi okuyorsunuz. Afiyet olsun!

Masal İçinde Masal – Gianni Rodari – Can Yayınları

Bu ismi bir yere yazın. Her kitabı okunmaya fazlasıyla değer. Rodari, Masal İçinde Masal’da eski ve yeni masalları siz “vay be!” derken öyle bir harmanlıyor, bağlıyor ve çözüyor ki! Her masala üç farklı son yazılmış. Artık hangisi işinize gelirse! Hayranlık uyandırıcı bir üretkenlik, ufuk açıcı bir rehberlik. Cambaz gibi bir yazarın bahçesine gelin, şaşın kalın.

Çocuklara En Güzel Masallar – Aziz Nesin – Nesin Yayınları

Usta anlatıcı Aziz Nesin’den derin göndermelerle örülü masallar. Çocuklara hitap eden kaliteli kitaplar ‘büyüklere’ de hitap eder az çok. Bu kitap sanki önce büyüklere yazılmış, sonra küçüklere. Büyüklerin çocukluğuna yazılmış mı demeli yoksa. Her hal ve şartta bir kült kitap var karşımızda. Cumhurbaşkanına da hediye edilebilir, 2-C sınıfı başkanına da.

Arkadaşım Horoz, Leylek Ve Diğerleri – Güldem Şahan – Tudem Yayınları

Bu kitabı okuyanların içinde hayvan sevgisi dal budak salacak. Evet, hayvanlara içten bir bakışla oluşturulmuş, sıcacık öyküler. İnsanların hayvanlarla sağlıklı ve cana yakın ilişki kurmalarını cazip bir teklif haline getiriyor yazar. Hayvanları köleleştirmeden, esir etmeden çok sevebiliriz. Onlardan çok şey öğrenebiliriz. Şaşılacak derecede çok şey. Çünkü her biri ayrı birer mucize!

Listeye ait aktif sayfa için tıklayınız: 

https://mehmetalibasaran.com/cocuklara/

Ramazan Günlüğü 14

Hayat Güzeldir, Beyhude Ömrüm, Ya Tahammül Ya Sefer, Uzun Hikâye, Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı, Mavi Kuş ve Huzursuz Bacak’tan sonra Mustafa Kutlu’nun yeni bir hikâye kitabını okumaya başlıyorum: Kapıları Açmak.

Okura kapılarını şu satırlarla açıyor yazar:

“Yağmur ince ince yağıyor.

Saatlerdir yağıyor.

Bir şehirlerarası otobüs gecenin ıslak karanlığını yara yara gidiyor.

Saatlerdir gidiyor.

Ses yok.

Sanki hemen herkes uyuyor.

Arada hafif horultular, alçak sesle konuşanların mırıltıları.

Sürücü kasetçalardaki arabesk parçanın sesini iyicene kısmış, belki de sadece kendisi işitiyor. Bir de yanındaki koltuğa yığılmış, başı önüne düşmüş genç irisi muavin.

Sürücü sigaranın birini söndürüp, ötekini yakıyor. Yol tenha, gözler uykusuzluktan kızarmış.”

Uçakla seyahat lüks olmaktan çıkana dek, yaklaşık on sene, Trabzon-İstanbul hattında, on sekiz saatlik o yorucu yolda, gitmekler ve gelmekler arasında yaşadım.

Trabzon’dan gelmek ile İstanbul’dan gelmek arasında her defasında -denize paralel- dağlar kadar fark oluyordu!

Aynı yollar, aynı firmalar, aynı süre ve fakat aynı olmayan yalnızlıkla ben-deniz.

/kendimi sana bir (iç) deniz diye tanıttım, diyor ya şair, ne derin bir şiir!/

Kutlu’nun resmettiği gibi, her zaman değilse de çoğu zaman yağardı yağmur. Yağardı saatlerdir.

Müziklerdir, Şiirlerdir, Hayallerdir!..

İstanbul’dan giderken, Samsun civarında Karadeniz’i görene dek, ağırlığını, resmiyetini, ciddiyetini olabildiğince muhafaza eden ablalar, teyzeler, amcalar, ‘memlekete gelmek’ anlamına gelen bu yaklaşma emaresi ile iyice bırakırlardı kendilerini neşeye, şiveye, yöresel ünlemlere ve samimiyete.

İstanbul’dan memlekete gitmek hafifletici sebep olurken, memleketten İstanbul’a dönmek ağırlaştırıcı neden olurdu. Genel olarak.. Ben daha çok, tersi olarak geldim bu günlere.

((Ben genel’de hata veren biri oluyorum. Beni genel’e vurduğunda genel’de bir değişiklik olmasa da bende kafa göz yarılabiliyor! Mesela genel’de askere gidiliyor bu ülkede, ben gitmiyorum, elhamdülillah. Genel’de yalan konuşuluyor bu ülkede, ben konuşmuyorum. Genel’de insanlar yolunu bulabiliyor bu ülkede, ben bulamıyorum. Genel’de alışıyor insan be, ben alışamıyorum. Genel’de bağışıklık kazanıyor insan, ben kaybediyorum! ))

Özel’de ve bire bir’de iyiyimdir ama. Cana yakın, vahye yatkın akla yatkınımdır. Tamam, karnemin sol tarafı kötüdür, ama ben sağ tarafına değer veriyorum çok daha çok.

“Şimdi şifa niyetine giriyorum sulara,

Mavisine değil suların, sade tuzuna.”

Yarına çıkabilirsem, daldığım yerden, devam etmek isterim.

Galiba şimdilik bu kadar..

Ramazan Günlüğü 03

Tek başına, evde iftar.

Geleneksel öğrenci yemeğimiz kahvaltı.

Bende hep bir çocuk öğünü izlenimi uyandırmıştır. Rengarenktir ya. Çok severim. Tatlı bir tarafı vardır muhakkak. Reçel veya pekmez veya bal veya çikolata.

Ama akşam yemeği öyle mi? Bana rutini, sıkıcı misafirlikleri, ağır muhabbetleri hatırlatıyor. Memur yemeği diyebilirim.

Kahvaltıdan sonra sokağa çıkmak var. Akşam yemeğinden sonra yatmak..

Mustafa Kutlu’dan beş kitap okudum, tadı damağımda kaldı. Bulsam, bütün kitaplarını okuyacağım.

Kütüphanemde Refik Halit Karay’ın Sürgün adlı romanı ile karşılaştım. İlk sayfadan itibaren okurun elinden tutan, kaliteli bir kitap. Sanırım beğeneceğim ve ardından Memleket Hikâyeleri’ni elime alacağım.

İkinci el kitaplarda farklı bir hava oluyor. Daha önce başkalarının kaldığı bir boş evde konaklıyorsun birkaç gün. Acaba kim/ler kaldı? Yaşıyorlar mı?

Olay yeri inceleme ekibi gibi geldiğinde, olay olmuştur, sen (veya senler) ardından incelemelerde bulunursun o yerde. İlk veya ikinci elden bir kitabı okuma eylemi böyle de anlaşılabilir mi?

Batman M Tipi Cezaevinde kalan yazar ve ressam Abdülselam Durmaz’dan bir resim aldım. Çok değerli bir hediye. Kitap ve Terazi’den oluşan orijinal bir kompozisyon. Allah razı olsun. Hemen açtık ve büromuza astık.

Avrupa Hukuk Bürosu’nun Üstad Önder Gümüş ve Stajyer kardeşimiz Muhammed Celep ile paylaştığımız odasına ben Doğu Avrupa Hukuk Bürosu adını koydum. (tebessüm ile iki nokta üst üste) 7 avukatın kullandığı 250 m2 çift daire bol çiçekli üst geçit manzaralı aşırı merkezi ve pozitif enerji doposu Aynur Ablalı büromuzun bize özel kısmında “hal ve gidişat”  epey bir farklı. Bunlar benim çok hoşuma giden farklar.

Bugün cezaevinden armağan tabloyu astığımız duvarın tam karşısında hat yazılı hoş bir tablo duruyor.

Bu tablonun da güzel bir hikâyesi var:

Yaklaşık üç sene boyunca o tabloda ne yazdığını bilemedik. Kaç kişi merak etti, okumaya koyuldu ise yarım, hatta çeyrek kaldı. Düşünün, 18 yılını hat sanatına vermiş, ünlü olsa olur –ama bilhassa böyle şeylerden kaçınan- hattat dostum Ahmet Kılıç dahi okuyamadı.

Üç yıldır yanı başımda sır gibi duran tablo karşısına büyük bir okuma aşkı ile geçenler gözlerini kısarak ve dudaklarını büzerek “- Yaa!..” diyorlar!

Ben de içimden, “Hadi ya!..” diyorum, hepsi bu mu?

Kaç teşebbüs sonuçsuz kaldı böyle.

Suçu hattatta aramaya kadar varmıştım.

“Mübarek şunu biraz okunaklı yazsana!”

Artık şunu biri okusun yoksa asliye hukuk mahkemesine başvuracağım ve tablonun bilirkişi’ye gönderilmesini talep edeceğim.

Böyle ‘semih biten tarzı’ hukuki esprilere bağlayıp tabloyu unutulmaya terk ediyordum ki bir ziyaretçi geldi.

Üstad Önder Gümüş’ün babası. İmam.

Büroda yalnızız, biraz muhabbetten sonra kendi haline daldı, abdest alayım, seccadeyi serdimdi derken gözü tabloya aldı.

Ben bilgisayar başında günün bilmem kaçıncı e-postasını yazıyorum..

Amca tablonun karşısına geçti, topu penaltı noktasına diktikten sonra kaleye bakan futbolcu gibi baktı.

Ben de bekliyorum artık, gol olsun diye.

(şu maçı alalım artık arkadaş!)

–      Amca, dedim, ne yazıyor, okuyabiliyor musun?

Amca, eski toprak, zerre bozmadı dinginliğini. Eline aldığı bir gazetenin manşetini okur gibi rahatça okudu:

–      Ya Fettah, ya Selam!