Yoklama Kaçağı Kalmak “Suçu”

Yoklama kaçağı kalmak diye bir “suç” işlediğim iddiası ile yargılanmama karar verilmiş. Akçaabat 1. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma 24 Ocak 2019 Perşembe saat 09.45’te görülecek.

Savcının hazırladığı ve mahkemenin kabul ettiği iddianamede benden “askere gitmeyi kişisel değerlerine uygun bulmayan şüpheli” olarak bahsediliyor. Aşk olsun!

“Kişisel değerler” denilerek küçümsenen değerleri buradan bir kez daha ifade edeyim, mahkemede yüzleştiğimizde de söylerim.

“Kişisel Değer” 1  : “İslam”

“Kişisel Değer” 2 : “Adalet”

“Kişisel Değer” 3 : “Hukuk”

Askerlik uzay boşluğunda bulduğum farazi bir mesele değil, bir erkek olarak karşı karşıya kaldığım bariz ve aşikâr bir dayatmadır.

İnsanların, inanmadıkları değerler veya tasvip etmedikleri bir kurum için -dinine, düşüncesine, karakterine, dahası özgür iradesine saygı duyulmaksızın- zorla asker yapılmaları hukuka aykırıdır.

Öyle zannediyorum ki bu ülkedeki milyonlarca insanı ve gelecek kuşakları ilgilendiren söz konusu “Hak”, “Hukuk” ve “Özgürlük” meselesi “hukukçuların”, “insan hakları örgütlerinin”, “üniversitelerin”, “basının”, “Âlimlerin” ve “düşünürlerin” ilgi alanına girmeyi fazlasıyla hak ediyor.

Bahsini ettiğim değerlerin kavgasını öyle şık bir şekilde vermeli ki hiçbir savcı onlardan “kişisel bakım ürünü”ymüşler gibi bahsedemesin. 

Askerlik kimseye dayatılmamalı ve bir zorunluluk olmaktan çıkartılmalı. Bu kadar basit ve haklı bir özgürleşme talebini yargılıyorlar. 

 

(*Kalbi benimle olanlar için not: “Halkı Askerlikten Soğutmak” diye saçma bir suçtan yargılanmış ve beraat etmiştim, bundan da beraat edeceğim inşallah. Doğup büyüdüğüm Akçaabat’ta değilse üst mahkemelerde, değilse Anayasa Mahkemesi’nde değilse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde. Değilse… Şükür ki hesap günü var.)